Gençlere Öğütler Veya Özgürlük Manifestosu

GENÇLERE ÖĞÜTLER VEYA ÖZGÜRLÜK MANİFESTOSU

(Aşağıdaki yazı, 2008 yılında üniversite sınavına girecek öğrenciler için yazılmıştır.)

Gençler,

Üniversite sınavında hepinize başarılar diliyorum. Sınavda elinizden geleni yapın, kendinize ve Allah’a güvenin ki sizin için hayırlı neyse o gerçekleşsin. Allah, sorumlulukları yerine getirdikten sonra kendisinden beklenti içinde olanları asla karşılıksız bırakmaz.

Sınavdan sonra da yapabileceğinizin en iyisini yapın ki olabileceğinizin en iyisi olasınız. Hakikati dile getirmeden önce gerçekleri görün. Gerçekleri görmeden atacağınız her adım sizi sıkıntıya sokabilir. Önce kendi gerçeğinizin, sonra içinde yaşadığınız dünyanın gerçeklerinin ayırdına varmaya çalışın. Bundan sonra, eğer sağlam bir kulpunuz, bir hakikat rehberiniz varsa o sizi en doğru çözüme ulaştıracaktır.

Evrensel ilkelere, ahlaki erdemlere, gönüllü sözleşmelerle ortaya çıkan tarihi ve doğal değerlere ve rasyonel düşünceye sahip çıkın, onlara bağlı kalın. Hak ve adalet en üst değerdir. Hakkın, adaletin ve sorumluluğun olmadığı yerde özgürlük yalnızca egemenlere aittir. Böyle bir özgürlük başıboşluktur, tatsızdır, renksizdir, ahlaksızdır. Özgürlüğün olmadığı yerde sınırlamalar ve kısıtlamalar, ahlaksız ve ikiyüzlü insanların türemesine neden olur. İradeyi kullanmayı zorlaştıran, dopamin hormonunu yükselten bağımlılığın her türünden uzak durun.

Evrensel ilkeler ve ahlaki erdemlerle uyarma ve hatırlatma dışında hiç kimsenin giyim-kuşamıyla, kullandığı sözcüklerle, ses tonuyla, oturuşuyla-kalkışıyla, yüzündeki ifadelerle üzerinizde ruhani baskı ve hegemonya kurmasına izin vermeyin. Evet, sizleri kimsenin aldatmasına izin vermeyin. Şunu aklınızda iyice tutun ki herkese gülücük, çiklet-çikolata dağıtarak verilen mesaj aldatıcıdır. İşte bu, bir büyüdür. Çevresindekilere ha bire korku saçarak verilen mesaj tedirgin edicidir. İşte bu da, bir büyüdür. Bunlar, halkı sürü gibi görerek etkileme, büyüleme gayretleridir. Herkesi sevdiğini söyleyen kişi esasında hiç kimseyi sevmiyordur. Sevgi gibi önemli bir değeri ucuzlaştırıyordur. Her şeyi yasaklamak isteyen yasakçı kafa kadar her şeyi serbest bırakmak isteyen başıboş kafa da değerleri basitleştirerek yozlaştırmaktadır. Çok önemli ahlaki erdemler bu yolla çirkinleştirilmek istenmektedir.

Hayatınızın direksiyonuna başkalarını geçirmeyin; yoksa bağımsız kişiliğiniz yara alır. Ancak aracınızın gücünü ve kapasitesini, yol işaretlerini ve dostlarınızın uyarılarını göz ardı etmeyin. Bağımsız kişiliğiniz; sizi ortak bilinç, ortak çalışma ve ortak yaşamdan alıkoymasın.

Size bildirilen ilahi yasakların, ilahi buyrukların ve ilahi tavsiyelerin gerçekten de Allah’tan olup olmadığından emin olun. Bunun için ilahi söze değer verin, onu okuyun, doğru okuyun, doğru anladığınızdan emin olun. Emin olduğunuz doğrulara sımsıkı sarılın. Zorunlu sorumluluklarını rafa kaldıranlar, zorunlu olmayan işleri asli görev olarak yerine getirmektedirler. Zorunlu sorumluluklarla ekstradan yapılması gerekli görülenlerin karşılaştırmasını bile yapmayın. Unutmayın ki yeryüzünde, dünyanın hemen her ülkesinde Allah’ın adı kullanılarak, kimileri O’na inandığını, kimileri de O’nu reddettiğini iddia ederek O ve O’nun bildirdiği değerleri yoğun biçimde istismar etmektedirler. Bu nedenle sözde din adına size empoze edilen, dikte edilen her türlü palavra ve uydurmalardan uzak durun.

Din adına yola çıkıp ahlaki değerleri ikinci plana iten veya rafa kaldıran aşırı ayrıntıcı, aşırı kuralcı ve aşırı şekilci yorumların ve anlayışların sizleri daha mutlu ve daha dindar yapmayacağını bilin.

Gözünüzde hiç kimseyi büyütmeyin; hiçbir şeyi ve kimseyi putlaştırmayın. Herkese hak ettiği değeri verin. Bu, hem insanlığın hem de adaletin gereğidir. Unutmayın ki seçkin elçiler bile örnek yaşamlarına rağmen yapıp ettikleriyle karşılık bulacaklardır. Kişileri ön plana çıkardığınız zaman Allah’ın ve değerlerin ikinci planda kalacağını, bunun da insanların yararına olmayacağını bilin. Öne çıkarılan kişiliklerin insani özellikleri zamanla gizlenerek yapay kutsalların hayata egemen olacağını, pagan kültürün ise ahlaki erdem, rasyonalite ve bilimden yana olmadığını görünce iş işten geçmiş olacağını unutmayın. Saçmalıklar sizin hiçbir sorununuzu çözmez, tam tersine daha da büyütür.

Hiç kimse sorunsuz değildir. Sorunlar karşısında kaçış değil çıkış noktası arayın. Bu ise ancak analitik düşünerek, sıkıntılardan kurtulma gayretine girerek, pes etmeyerek, kendinize ve Allah’a güvenerek mümkün olabilir.

İstismarın her türünden uzak durun. Din istismarcısı ile din karşıtı istismarcı arasında bir fark yoktur. İstismarcı kendi kişisel basit çıkarları için toplumca kutsal görülen her şeyi kullanır. Din elden gidiyor, vatan elden gidiyor, namus elden gidiyor veya din tabudur, din dogmadır gibi… Baskı ve şiddetin her türüne karşı durun.

Ne başkalarına saygısızlık edin, ne de size saygısızlığa izin verin. Ne başkalarına haksızlık edin, ne de size haksızlığa izin verin. Ne başkalarına zarar verin, ne de size zarar vermelerine izin verin. Ne başkalarını aldatın, ne de sizi aldatmalarına izin verin. Ne başkalarını küçümseyin, ne de sizi küçümsemelerine izin verin. Ne başkalarını gözünüzde büyütün, ne de sizi büyütmelerine izin verin. Ne başkalarını sömürün, ne de sizi sömürmelerine izin verin. Ne başkalarını kullanın, ne de sizi kullanmalarına izin verin.

Ayartıcılara karşı önlem alın. Unutmayın ki ilahi kitaplar, insanın güvenliği, mutluluğu ve huzuru için bir çeşit önlem paketi ve onu medenileştirme projesidir; insan ilişkileri, evlilik, yiyecek, içecek, giyim, eğitim, sağlık, gibi konularda önlemler paketi ve medenileştirme projesi… Sözlerde ve davranışlarda, düşünce ve inançta, kişilikte ve karakterde, kısaca hayatın her alanında güvenilir, sağlıklı ve kaliteli olanı aramak gibi.

İnsan yediklerinin, içtiklerinin, duygularının ve içinde yaşattıklarının toplamıdır. Kafanıza neyi takarsanız, içinizde neleri yaşatırsanız kişiliğiniz buna göre anlam kazanır. Kişiler, olaylar ve değerler üzerinde kafa yormak sizin farkınızı, derinliğinizi ve çapınızı ortaya koyar. Üzerinde yoğunlaştığınız konu hakkında ne kadar sağlam ve doğru bilgi edinirseniz o ölçüde bir derinliğe, ne kadar fazla konu hakkında araştırma yapıyorsanız o ölçüde bir çapa sahip olursunuz.

Sırf tüketenlerle bozanları, bozanlarla yapanları, yapanlarla üretenleri, üretenlerle paylaşanları aynı kefeye koymayın. Aradaki farkın farkında olun. Olun da bulunduğunuz her yerde yararlı olmaya gayret gösterin. Ancak yarını (işin sonunu, geleceği) düşünen ve yapabileceğinin en iyisini yapan bireyler, hayatın ve tarihin akışını doğru yöne çevirebilirler. İlahi adalete olan inancınızı canlı tutun. Kişi merkezli değil değer odaklı yaşayın. Siz değişirseniz dünyanın değişebileceğine inanın. Hayatınızın planlarını yaparken rasyonel düşünerek merkeze evrensel ilkeleri ve ahlaki erdemleri koymayı unutmayın.

Ayartıcıların ve bozguncuların varlığı, yaşadığımız hayatın bir gerçeği olduğuna göre dostunuzu ve düşmanınızı doğru tanıyın. Tanıyın da buna uygun davranın, güvenin veya güvenmeyin, kendinizi güvende hissedin veya önlem alın. Aksi takdirde sizler, gerçek dostunuza düşmanınız gibi düşmanınıza da dostunuz gibi davranabilirsiniz. Bu durumda yaşanacak sonuçları kestiremezsiniz.

Güce tapmayın; para, güzellik, taraftar, makam gücüne… Güç, doğru kullanılmadığı zaman, zamanla başınıza büyük işler açacağını bilin.

Hayatınızda eksikler ve hatalar olabilir, ancak bu hata asla dürüstlükle ilgili olmasın. Dürüst insanın temel özellikleri şunlardır:

1)İyiyi kötüden ayırt edebilir.

2)Bu ayrıma uygun davranır.

3) Kendi aleyhine bile olsa daima doğrudan yana olur.

4) Düşmanına karşı bile olsa adaleti gözetir.

5)Erdemli davrandığı zaman onur duygusu yaşar.

6)İlkeleri ve değerlerini çiğnediği zaman utanç duyma eğilimi içine girer.

Bunlar; kendimizle ve çevremizle barışık olma, iç tutarlılık ve kişisel bütünlüktür. Birinin eksikliği güven zedelenmesine, daha fazlası güven bunalımına neden olur. Dostlarınızı seçerken bu kriterleri asla göz ardı etmeyin. Bilin ki menfaat yolunda başlayan dostluk çile yokuşunda sona erer. Dürüstlük ve erdem, kişiler ve kişisel çıkarlar değil değerler üzerinden verilen mücadeleyle gerçekleşir. O halde dürüstlük ve erdem sözde değil özde değişimdir. Bu ise kendiliğinden oluşmaz.

Unutmayın ki her insan kendi tercihleri ve tepkilerinin toplamıdır. Tercihleri ve tepkileri olmayan kişi özgür değildir, bağımlıdır. Bağımlılık ise ya bir çocukluk halidir, ya da tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.

İnsan olduğunuzu ve hata yapabileceğinizi unutmayın. Ancak hatanızda ısrar etmeyin, en kısa sürede yapılan yanlıştan geri dönmesini bilin. Hataların uzaması, sizi ileride hayat boyu ödemek zorunda kalacağınız büyük faturalarla karşı karşıya getirecektir. Ne kadar büyük ve uzun süreli hata yapmış olursanız olun her zaman yanlışlardan geri dönmenin mümkün olduğunu bilin. Köklü dönüşüm yapın; tövbenizi laçkalaştırmayın.

Yanlışları ve kötülüklerden, öncelikle siz de gerçekten onların yanlış ve kötü olduğuna inandığınız için uzak durun; ayrıca yanlış ve kötülük yaptığınız zaman Allah’ın olup bitenlere tepkisiz kalmayacağını bilin.

Doğruları ve iyilikleri öncelikle Allah’tan ödül bekleyerek değil gerçekten siz de doğru ve iyi olduğuna inandığınız için yapın; ama doğruları ve iyilikleri yaptığınız zaman, Allah’ın yardım edeceğinden ve olumlu karşılık vereceğinden emin olun ve asla O’ndan ümit kesmeyin!

Bilgiye değer vermeyenler, esasında insana da, sözlere de, davranışlara da değer vermezler. Size değer vermeyenler; sizin sözlerinize, davranışlarınıza değer vermeyenler, onları anlamaya ve konuşmaya değer bulmayanlar esasında bilgiye değer vermiyorlardır. Sözleriniz ve davranışlarınız ne denli değerli ise siz de o denli değerlisiniz demektir. Öyleyse muhataplarınızın sözlerine ve davranışlarına değer verin. Değer verin ki sizinkiler de değerli olsun. Değerler kalıtsal olmadığı gibi içimizde de gizli kalmaz. İnanmak, bilginin doğruluğundan emin olmaktır, kesin bilginin gücüdür. Sahip olduğunu bilginin doğruluğundan emin iseniz siz o konuda bir inanç sahibisiniz.

İşlerinize öylesine önem ve emek verin ki istediğinizi hak etmeye yüzünüz olsun!

Sizler doğru, iyi ve güzel şeyleri talep ettikçe ve bunlara uygun davrandıkça yanınızda yer alacak mutlaka bir dost bulunacaktır. (Turgut ÇİFTÇİ)

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir