Halife Ömer’in Adaleti ve Ölümündeki Belirsizlikler

(Orijinal Tam Dosyayı PDF olarak indir)  Hz. Ömer’in Adaleti ve Ölümündeki Belirsizlikler 

“Yeryüzünde gezip dolaşın da hakikati yalanlayanların sonunun ne olduğunu inceleyin (araştırın).” (3Al-i İmran/137)

GİRİŞ

İslam dünyasında, Hz Peygamber’den sonra dirayetli ve adaletli olma konusunda ilk sıralarda yer alabilecek kişilerin başında, kuşkusuz Halife Ömer ve Ebu Hanife gelir. Bundan dolayıdır ki onlar, büyük çoğunluk tarafından haklı olarak takdir edilmişlerdir. Ne var ki her ikisi de, birileri tarafından öldürülmüş, ama onların asıl öldürülme gerekçeleri üzerinde fazla durulmamış veya örtbas edilmiştir. Bunun bir amacı ve açıklaması olmalıdır.

Her iki zatın da ortak noktalarının fazlalığı dikkate şayandır: Onlar, halkla iç içe yaşamışlar, toplumun sosyal ve ekonomik sorunlarıyla ilgilenmişler, hurafe ve batıl inançlara karşı mücadele etmişler, dinin aşırı şekilci, aşırı kuralcı ve aşırı ayrıntıcı yorumlanmasına itiraz etmişler, rivayetler (hadisler) konusunda hassas davranmışlar ve bu yüzden tepki almışlar, geleneğe aykırı söylem ve eylemlerinden dolayı eleştirilmişlerdir. Bu etkili zatlar, devlet içindeki güç odakları tarafından öldürülmüş ve öldürülme gerekçeleri eften püften konulara bağlanmıştır.

İÇİNDEKİLER

  • HALİFE ÖMER’İN DEVLET YÖNETİMİ
  • ÖMER’İN YÖNETİM ANLAYIŞI
  • ÖMER’İN FARKLI KÜLTÜRLERDEKİ UYGULAMALARI
  • ÖMER DÖNEMİNDE GAYRİ MÜSLİMLERİN HUKUKİ DURUMU VE VERGİ
  • ARAZİ VERGİSİ
  • ÖMER DÖNEMİNDE GANİMET OLAN ARAZİLERİN PAYLAŞIMI
  • YABANCI MALLARDAN ALINAN GÜMRÜK VERGİSİ
  • ÖMER DÖNEMİNDE ADLİYE (YARGI) TEŞKİLATI
  • ÖMER’İN KÖLELİĞE YAKLAŞIMI
  • CARİYE KONUSUNA YAKLAŞIM
  • ÖMER’İN FARKLI SİYASİ EMELLER VE BEKLENTİLERE KARŞI TAVRI
  • ÖMER’İN İBADETLERE VE İNSANLARA BAKIŞI
  • ÖMER’İN ADALETİYLE İLGİLİ ÖRNEKLER
  • ÖMER’İN ÖLDÜRÜLMESİYLE İLGİLİ BELİRSİZLİKLER
  • ÖMER’İN ÖLDÜRÜLMESİYLE İLGİLİ YAYGIN KANAAT
  • ÖMER’İ, VERGİ YÜKSEKLİĞİ NEDENİYLE BİR KÖLENİN ÖLDÜRDÜĞÜ İDDİASI
  • VERGİ MİKTARI KONUSU
  • ÖMER’İN, ÖLÜMÜ TEMENNİ ETTİĞİ, RÜYALARDA ÖLECEĞİ GÖRÜLDÜĞÜ İÇİN ÖLDÜRÜLDÜ İDDİASI
  • UYEYNE B. HISN’IN HZ ÖMER’İN NERESİNDEN BIÇAKLANACAĞINI BİLDİRMESİ
  • KA’B EL-AHBÂR’IN, HZ ÖMER’İN, ÖLDÜRÜLECEĞİNİ ÖNCEDEN BİLDİRMESİ
  • HALİFE ÖMER, ÖLMEYİ ARZULAMIYORDU; AMA ÖLDÜRÜLMESİYLE İLGİLİ ENDİŞELERİ VARDI
  • HALİFE ÖMER’İN ÖLDÜRÜLMESİYLE İLGİLİ FARKLI İDDİALAR
  • ÖMER’İN ÖLÜMÜNDEN SONRA YAŞANAN OLAYLAR
  • SONUÇ
  • KAYNAKÇA

 

SONUÇ

Adil olmak; sağlam bilinç, güçlü irade, inanç ve kararlılık, sabır ve cesaret işidir. Ancak dürüst insanlar, gerçek anlamda hak ve adalet mücadelesi verirler. Adil olma konusunda kararlı davrandığımız zaman; toplumdaki güç odaklarını, egemen güçleri, sermaye ve taraftar sahiplerini, karşımıza alacağız demektir. Çünkü haksızlığı daha çok güç sahipleri yapar. Zayıf ve güçsüz olanların haksızlık yapma potansiyelleri daha düşük, etkileme alanları daha dardır. Haksızlığa cesaret edememeleri için onları caydırmak daha kolaydır. Hak ve adalet mücadelesi veren ve bunda kararlı olanlar, bunun bedelini ağır öderler ve ödemişlerdir. Haksızlığı yaşam biçimine dönüştürmüş güç sahiplerini veya kendisinde güç vehmedenleri kontrol etmek veya durdurmak oldukça zordur. Yukarıdaki olasılıkları dikkate aldığımız zaman Halife Ömer de, bu bedeli ödeyenlerden biri olmalıdır.

Medine’deki Müslümanları ve onların güçlenmesini; öncelikle Mekke’nin müşrik otoriteleri, sonra Medine’deki Yahudiler, daha sonra çevre kabileler ve devletler bir tehdit olarak görmüşlerdir. Allah Resulü (as)’nün, Medine’nin çevresindeki ülkelerle olan diplomatik ilişkilerini bir tehdit unsuru olarak okumuşlardı. Hâlbuki ortada, durup dururken kendilerine saldırı düzenleyecek bir tehdit yoktu. Ancak kendi halklarını etkileyecek, saldırganlıklara, hukuki ihlallere ve kendi ülkelerindeki zulümlere sessiz ve tepkisiz kalmayacak bir tehdit söz konusu idi. Nitekim bu ihlalleri bir sonucu olarak Irak, Suriye, Mısır, Basra (İran) ve Filistin fethedilmişti.

Dünyadaki yaygın uygulama, fethedilen arazilerin savaşan askerlere ganimet, bu toprakların sahiplerinin de köle olarak paylaştırılması idi. Müslümanlar, bu kadar büyük fetihlerle karşılaşınca, dünyadaki uygulamaların kendileri için de geçerli olacağını düşündüler. Oysa bu gerçekle yüz yüze gelince Kur’an’ın konuyla ilgili ayetlerini daha bir dikkatlice incelemeleri gerekiyordu. Ganimetten bahseden ayetlerde kastedilen gayrimenkul olmayan mallar idi. Ganimet sözcüğü, Arapça’da ‘koyun’ anlamına gelen ‘ğanem’le aynı köke sahiptir. Bilindiği gibi ‘koyun’ gayrimenkul mal değildir.

Bazı Müslümanlar, Halife Ömer’den; fethedilen Irak, Suriye, Mısır, Basra (İran) ve Filistin topraklarını ve onların haklarını savaşanlar arasında paylaştırılmasını istemiş ve bunda ısrarcı olmuşlardır.

Halife Ömer, gayrimüslimler için Kur’an’da bildirilen gayrimüslim vergisini konu edinen ‘cizye’ ayetini ve savaşsız ganimet olarak ifade edilen ‘fey’ ayetini delil getirerek, o arazileri yalnızca toprak vergisi (haraç) karşılığında kendi sahiplerinden almama konusunda Müslümanları ikna etmiştir. Alınan vergileri, o güne kadar, -örneğin Bedir’e, Uhud’a katılanlar diye- sağladıkları katkı ve hizmete göre halka aylık maaş olarak dağıtmıştır. Bedir ve Uhud’a katılanlar vefat edince, daha eşit bir gelir dağılımı yapacaktı.

Irak, Suriye, Mısır, Basra (İran) ve Filistin gibi ülkelerde savaş sonucu esir alınan insanların köleleştirilmesiyle ilgili valilerin talebini geri çevirmiş ve onlara ülke içinde yaşayan gayri müslim vatandaşlar (zımmi) statüsü kazandırmıştır. Adaletin dağıtımında sınıf, statü, ırk, renk, cinsiyet ve din ayrımı yapmamıştır.

(Orijinal Tam Dosyayı PDF olarak indir)  Hz. Ömer’in Adaleti ve Ölümündeki Belirsizlikler

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir