İslamcı, Türkçü ve Atatürkçü Değilim

İSLAMCI, TÜRKÇÜ VE ATATÜRKÇÜ DEĞİLİM

Esasında hiçbir şeyci veya hiç kimseci, şu’cu, bu’cu değilim.

Sağcı solcu da değilim.

Dinci hiç değilim.

 Faşist, Kapitalist, Komünist ve Sosyalist de değilim.

Kısaca İzm’lerden uzağım.

Monarşi, Oligarşi ve Teokrasi’ye karşıyım.

Darbeci ve vesayetçi rejimlere de karşıyım.

 

Dini, ideolojik, siyasi, sosyal hiçbir gruba bağlı değilim; hiçbiriyle angajmana girmedim.

Hangi dine veya gruba mensup olursa olsun, temel hakları çiğnemedikçe, farklı düşünen ve inanan insanların temel haklarını kabul eder, saygıyla karşılarım.

Allah’ın insana tanıdığı düşünce ve inanç özgürlüğünü çiğnemeyi büyük bir hadsizlik olarak görürüm.

 

Türkiye’de dünyaya geldim.

Türk milletine mensubum.

Müslümanım.

 

Esasında ‘Müslüman’ nitelemesinin içeriğinde; aşağıdaki değerleri esas alan, ‘kula kulluk etmeme’ ilkesi yer alıyor.

 Değerler haritamda;

Akıl ve vicdan,

Barış ve özgürlük,

Hak ve adalet,

Sorumluluk ve merhamet,

Dayanışma ve yardımlaşma,

Eşitlik ve dostluk yer alıyor.

 

AKIL ile, en ideal ve doğru olanı seçmeyi ve mantık ilkelerini işletmeyi;

VİCDAN ile, iç dünyamıza ve doğamıza ait olumlu değerleri korumayı ve geliştirmeyi;

BARIŞ ile, güvene ve saygıya dayalı ilişkileri;

ÖZGÜRLÜK ile, insan aklının, iradesinin ve vicdanının prangalardan kurtulmasını;

HAK ile, temel hakları;

ADALET ile, temel hakların fiilen güvence altında olmasını kastediyorum.

Kuşkusuz haklarda eşitlik, davalarda adalet esastır.

Değerler bir bütündür ve elbette birbirine önceliği vardır.

 

Atatürk de dahil, tüm önemli şahsiyetler, yukarıdaki değerleri sahiplendikleri ölçüde, hak ettikleri değeri zaten almışlardır.

Diğer taraftan tüm tarihsel kişilikleri kendi doğal koşullarında değerlendirmek gerekir.

Hangi düşünceye veya inanca mensup olursa olsun, bütün insanlar önemlidir; hepsinin bu değerleri sahiplenme potansiyeli vardır ve onları sahiplendikleri ölçüde değerlidir.

 

Evet, kimseci değilim; şu’cu, bu’cu değilim.

Bu bağlamda, tüm peygamberler; söylem ve eylemleriyle uyumlu/tutarlı ve tüm hayatlarını erdem mücadelesine adamış insanlardır.

Onların yolunu izlemekle birlikte, ‘Peygamberci’ de değilim.

Onların sahiplendiği değerleri sahiplenmeyi yeterli bulurum.

 

Yukarıdaki değerler, yol haritam/kılavuzum olsa da, “onlarcı” da değilim.

Hakkı severim, ama hakçı değilim.

Adaleti severim, ama adaletçi değilim.

Örneğin, salt adaletçi insan, merhameti bir teferruat olarak görebilir; merhameti gölgeleyebilir veya perdeleyebilir.

 Barışı severim, ama barışçı değilim.

Ancak sıfat olarak ‘barışçı söylem’i desteklerim.

Özgürlüğü severim, ama özgürlükçü değilim.

Ancak sıfat olarak, ‘özgürlükçü çabaları’ desteklerim.

 

Tüm bunlar, neden böyledir?

Çünkü bir ‘şeyci’ olan kişiler, genellikle; Onu, hayatlarının odak noktası yapmakta, diğer değerleri ise ‘teferruat’ olarak görmektedirler.

Aynı zamanda onu istismar etmekten ve ondan menfaat devşirmekten çekinmemektedirler.

 

O yüzden, bir şeyci, birisici olmayı değil, herkesin ihtiyaç duyduğu değerleri sahiplenmeyi tercih ediyorum.

 

 

 

 

You may also like...

2 Responses

  1. İnsan arzı imarla mükelleftir.
    KAİDELERİN KONUŞTUKLARINDAN ….DÜNYA’YA KÖKLÜ ÇÖZÜM…
    Dinimi nasıl öğrenebilirim …
    ÇAĞRI…Üstün Akıl,Para,Silah,Güç (Melek) sahiplerine duyurulur.
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=845384895912913&id=100013242319421

  2. adem dedi ki:

    Harika bir yazı. İnsanların yüzde 20’si böyle olsa dünya cennet olur.
    Ancak “Barışçı” olmanın ne gibi olumsuz tarafı var anlamadım.
    saygılar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir