Allah, Kitabında Kendini Neden Yüceltir, Neden Kendini Büyük Gösterir?

Balıklar kuş olamaz, kuşlar da balık.

Her tür, kendi türünün özellikleri taşır ve sonraki nesillere aktarır.

Her türün kendine özgü sınırları var.

Sınırlarınızı bilin, sınırları zorlamayın.

Kuş olmaya, balık olmaya kalkmayın.

İnsan olarak kalın, yeter!



1 – Allah, üstün niteliklerinden bahsederken kendini övmüyor, gerçeği dile getiriyor.

İnsan, her şeyi bilmiyor.

Allah, her şeyi biliyor.

 

İnsanın gücü ve yetileri, doğadaki yasalarla sınırlı.

Allah, doğadaki yasalara tabi değil…

 

Örneğin, insan, teknolojisiz havada uçamaz, yerçekimi yasasına tabi.

Yüzme bilmeyen biri denizde yüzemez.

 

İnsan, her şeyi, tam ve hep göremiyor ve duyamıyor.

Allah, her şeyi, tam ve hep görüyor ve duyuyor.

 

Ortalama bir insanın görüş alanı, 180 derece…

İnsan, arkasını göremez.

İnsanın görüş alanı, karada 20 km ötesini, deniz seviyesinde ise 5 km’yi aşmaz.

Daha yüksek tepelerde görüş alanı artsa da mesafe, sınırsız değil.

Çok küçük mikroskobik varlıkları da teknoloji kullanmadan göremeyiz.

 

İnsanın işitme gücü de sınırlı…

İnsan kulağı, ancak 0-140 desibel arasını duyabilir.

Bu sınırların altındaki ve üstündeki sesleri duyamayız.

 

İnsan, soğuk ve sıcaklık konusunda da belli sınırlara sahip…

Beden sıcaklığı ve ortam sıcaklığı, belli sınırların altına iner veya üstüne çıkarsa yaşamını kaybeder.

 

Açlık ve susuzluk için de belli sınırlar var.

Bu sınırlar aşılınca insanın yaşamı sona erer.

 

İnsanın taşıyabileceği yük de sınırlı…

 

İnsan, zincire vurulduğu veya duvarların arkasına hapsedildiği zaman da hareket ve direnç yasaları gereği yer değiştiremez.

 

Basınç yasası gereği, bazı yerlerine darbe alırsa, hayatı sona erer.

 

İnsanın bu özelliklere sahip olması ve bunun dile getirilmesi,

onu ne alçaltmaktır, ne de yüceltmek…

 

Başka canlılar, bazı konularda insandan daha ekstra, bazı konularda ise daha düşük düzeyde özelliklere sahipler. Bu durum, insanın veya o canlıların yüceltilmesini, yahut alçaltılmasını gerektirmiyor.

 

Sen baktığın zaman 10 km ötesini, baban baktığında 5 km ötesini, deden bakınca 1 km ötesini görmesi, bir üstünlük yarışı değil.

 

Babanın sana, kendi babasından kalan bağ bahçe mirasını çarçur etmediğini, komşularına ve diğer insanlara haksızlık etmediğini; senin de sana kalan bu bağ bahçeyi çarçur etmemeni, komşularına ve diğer insanlara haksızlık etmemeni; bu gerçekleri ve öğütleri unutmamanı dile getirmesi, bir övgü değil, gerçeği (hakkı) dile getirmektir.

 

Allah, her şeyi, tam ve hep görüyor, duyuyor ve biliyor. Bu niteliklerini O’nun dile getirmesi, bir övgü değil, gerçeği (hakkı) konuşmaktır.

 

Allah, her şeye, tam ve hep güç yetirendir. Bu niteliğini O’nun dile getirmesi de, gerçeği (hakkı) konuşmaktır.

 

2 – Allah’ın, üstün niteliklerinden bahsetmesi, insanın, O’nun bu niteliklerinin bilincinde olması ve bunları dile getirmesi, akılsızlık edip de başkalarına bu nitelikleri yakıştırmaması için çok gerekli.

 

Aksi takdirde, başka kişilere veya nesnelere gerçekdışı bir özellik atfedeceksin, sen veya başkaları o kişilerin emir eri, kulu kölesi olacaklar. Böylece, olmayan özelliklerle istismar ve sömürü çarkı başlayacak.

 

İnsanlar, zaaf anlarında, başarısızlıklarında, ihtiyaçlarında, sorunlar ve sıkıntılarında, onu çözecek gerçek ve gerçekdışı merciler arıyor. Onlara gereğinden fazla anlam yüklüyor. Onların kulu ve esiri oluyor. İşte siz, hiçbir zaman onun (birileri) kadar daha iyi konuşamayacağınızı, yazamayacağınızı, başarılı olamayacağınızı, bilgili olamayacağınızı, güçlü olamayacağınızı, kusursuz olamayacağınızı, resim yapamayacağınızı, şarkı-türkü söyleyemeyeceğinizi, enstrüman kullanamayacağınızı, onun gördüklerini göremeyeceğinizi, onun düşündüklerini düşünemeyeceğinizi, onun yaptıklarını yapamayacağınızı düşünmeye başlayınca, onun hakkında zihninizde, içinizde, duygu ve düşüncelerinizde, ona olağanüstü anlam, önem ve güç atfetmeye başlıyorsunuz.

 

Oysa yalnızca Allah’a bu gücü atfetmek, kim hangi özelliklere sahip olursa olsun, ben de çalışırsam, ben de bu imkanlara sahip olursam, başarabilirim inancını getiriyor ve pekiştiriyor.

 

Bu gerçeği bil de başkasına minnet eyleme

“Rızkımı veren Hüdadır kula minnet eylemem.”

 

Çoğu insan farkına varmadan hep bir şeyleri yüceltiyor, putlaştırıyor.

Biz patrona, ağaya değil yalnızca Allah’a minnettarız.

Öyleyse yalnızca Allah’ı yüce bil, başkasını değil.

Çünkü tek gerçek bu…

 

Senin O’nun yüce bilmen, Allah’a ait olmayan bir nitelemeyi O’na yakıştırman değil, O’ndaki niteliğin farkında olman ve bunu gündemde tutarak başkalarına da fark ettirmen içindir.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.