İdeolojik Yaklaşımlarda Tanımlamalar

İDEOLOJİK YAKLAŞIMLARDA NİTELEMELER

(GERİCİLİK – TUTUCULUK – YOBAZLIK – İLERİCİLİK)

İNSAN İLİŞKİLERİNDE: DÜRÜSTLÜK VE SAHTELİK

İdeolojik yaklaşımların egemen olduğu ortamlarda birer sosyolojik kavramlar olarak gericilik, tutuculuk, yobazlık ve ilericilik kavramları geçmişte yoğun biçimde, günümüzde ise zaman zaman birtakım kesimler tarafından kullanılmaktadır. Ancak bu kavramlar çoğu kez doğru bir bilince dayalı olarak değil bir övgü ve sövgü amaçlı olarak ifade edilmektedir. İstismara açık olan bu kavramlar, esasında bir düşüncede ve anlayıştaki durum için kullanılması gerekirken yaygın olarak kişideki kalitenin ve niteliğin ölçüsü olarak görülmektedir. Esasında en doğru niteleme, dürüst insanlar ve dürüst olmayanlar diye ikiye ayırmak gerekir. Ancak konuyu gelişim açısından ele alınca bu sosyolojik kavramlar önemli hale geliyor.

Hangi döneme ait olursa olsun kişiyi veya toplumu; sosyal, sağlık, ahlaki, ekonomik, hukuki, güvenlik, psikolojik, sosyolojik, kültürel açıdan içinde bulunduğu koşullardan daha kötü koşullara taşıyan her anlayış gericiliktir. Bu anlayış sahipleri de gerici olarak nitelenir. Gerici, düşünce ve inancında samimidir, hile hurda peşinde değildir, istismar amacı taşımaz. Kendisini mutsuz etse de, kendisini daha kötü koşullara taşısa da, hak, adalet ve ahlak olmasa da geçmişi bugüne taşımak ister ve bunun mücadelesini verir. Gericilik, mensuplarını mutlu etmez, geliştirmez ve ilerletmez.

Yobazlık diye bir anlayış yoktur. Yobaz vardır. Çünkü yobazlık bir anlayış, bir düşünce sistemi değildir. O yüzden yobazın tanımı üzerinden gitmek zorundayız. Yobaz; inanmadığı veya tam inanmadığı veya tam emin olmadığı ya da kısmen inandığı değerler uğruna kişisel çıkar peşinde koşan kimsedir. O, istismarcıdır. Her şeyi istismar eder; dini, vatanı, milleti, insanı, değerleri, değerli gördüğü her şeyi kötüye kullanır. Onun en büyük amacı, kendi çıkarlarıdır: Bunun için şov yapar; aynı zamanda alabildiğince saygısızdır, küstahtır; alay eder, hakaret eder, küçümser, aşağılar, kavga eder, savaş çıkarır; kısaca amacına ulaşmak için fırsat bulduğu her şeyi kötüye kullanır. Vaveyla koparır; din elden gidiyor, vatan elden gidiyor, namus elden gidiyor diye. Kendisini uyaran, eleştiren herkesi din düşmanı, vatan haini, namus düşmanı, en büyük düşman ilan eder. Böylece kendisi güya, dinin koruyucusu, vatanın bekçisi, namus bekçisi olmuş olur. Oysa onun tek bir derdi vardır. Kendi basit çıkarları ve zevkleri. Benmerkezcidir. Bu yüzden bencil davranır. Kendi çıkarları için yapmayacağı kötülük yoktur. Empati duygusu oldukça zayıftır; başkalarını, ötekini anlamaz, anlayamaz, başkasını hiç düşünmez. Yobaz, çoğunlukla sahte davranışlar sergiler, ancak çıkarlarının söz konusu olmadığı ortamlarda samimi davranabilir.

Tutuculuk, mevcudu (var olanı) korumak ve muhafaza etmektir; korumacılıktır. Mevcudun ne olduğu önemli değildir, doğru da olabilir, yanlış da.

Kur’an’da mevcut(var olan) düşünce, inanç ve uygulamalar konusunda rasyonel bir bakış vurgusu egemendir; o, var olan her (türlü düşünceyi, inancı, uygulamayı, geleneği ve göreneği) şeyi akıl ve hakikat süzgecinden geçirmeyi üsteler, diğer taraftan doğru-güzel ve iyi olana sahip çıkar; geçmişten günümüze gelen yanlış olan ne varsa onlara sahip çıkmayı ise yerer. Bu durumu atalar dinine (2Bakara/170) bağlılık olarak görür ve onu mahkûm eder.

“Onlara, ‘Allah’ın indirdiğine uyun!’ denildiğinde, ‘Hayır, biz atalarımızdan gördüklerimize (geleneklere, alışkanlıklara, inançlara ve eylemlere) uyarız!’ diye cevap verirler. Ya ataları akıllarını kullanmadı ve doğru yolu bulamadılar ise?” 2Bakara/170

İlericilik, gericiliğin karşıtı olarak yine hangi döneme ait olursa olsun kişiyi veya toplumu; sosyal, sağlık, ahlaki, ekonomik, hukuki, güvenlik, psikolojik, sosyolojik, kültürel açıdan içinde bulunduğu koşullardan daha iyi koşullara taşımayı hedefler. Bu anlayış sahipleri kendilerini ilerici olarak niteler. İlericilik, kimden gelirse gelsin doğru, güzel ve iyi olanı benimser ve ona sahip çıkar. Düşünce sisteminin özünde ve merkezinde ahlaki değerler olmayan hiçbir düşünce ve inanç sistemi (paradigma) ilerici bir düşünce ve inanç sistemi olamaz. İlericilik, mensuplarını rasyonel davranmaya ve bilimsel bulgulara değer vermeye yöneltir. Hak, adalet ve ahlak bilinci ve savunusu, mensuplarını, mutlu ve huzurlu kılar, geliştirir ve ilerletir.

“Kuşkusuz sizden ileri geçenleri (ilericileri) bilmişizdir; ve (yine) geride kalanları (gericileri) da bilmişizdir.” 15Hicr/24

Müslüman, ne gerici, ne yobaz, ne de tutucu olamaz, olmamalıdır. O, aklın ve sağduyunun bir gereği olarak vahiyle bildirilen evrensel değerlere sahip çıkarken bunun dışında kalan yerel, yöresel, bölgesel, kendi ulusuna ait değerleri, renkleri ve çizgileri eğer bunlar, halkın gelişmesi ve ilerlemesine katkı sağlıyorsa onları sahiplenir. Allah insanlardan kendi milli değerlerini yok saymalarını değil, birbirleriyle tanışıp kaynaşmaları için bir vesile olduğunu bildirmiştir.

“Ey insanlar! Kuşkusuz biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışarak iyi ilişkiler kurmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en değerli olanınız, (ırk ya da soyca değil) sorumluluk (takvaca) açısından en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.” 49Hucurat/13

Her ulusun yerel-ulusal/milli renkleri, yerel-ulusal/milli çizgileri ve ikamet yeri tercihi, mimarisi, sanatı, müziği, tarımı, sanayii, giysisi, dili, folklorik kazanımları, sportif etkinlikleri, beslenme kültürü, eşyaların, yerlerin ve insanların adları onların ulusal değerleridir. Allah adına, kutsallık adına, daha yücelmek adına, daha sevap kazanmak adına bu tip yerel değerleri değiştirme, asimile etme(içinde eritme ve kendine benzetme), yadırgama, yadsıma veya yok sayma asla Allah’ın istemi değildir. 30Rum/22; 35Fatır/28

Farklı uluslar, farklı soylar ve farklı boyların varoluş nedeni, insanların birbirlerine karşı üstünlük taslamaları, birbirlerini aşağılamaları, birbirleriyle savaşmaları için değil, birbirleriyle diplomatik ve uygarca ilişkiler kurarak insanlığın barış içinde yaşamasıdır. Bütün ırklar, Allah’ın tartışılmaz değerlerindendir, işaretlerinden, ayetlerindendir.

“Göklerin ve yerin yaratılması, renklerinizin ve dillerinizin farklı olması, O’nun işaretlerindendir (ayetlerindendir); bunda, kuşkusuz, (fıtri) bilgiye (anlama ve kavrama yeteneğine) sahip insanlar için dersler vardır!” 30Rum/22

Müslüman insan ilişkilerinde akıllı, dürüst ve dosttur. Bunun dışındaki tanımlamalar dönemsel, bölgesel ve tarihsel ifadelerdir. İnsanlar da ikiye ayrılır: Akıllı, dürüst dostlar ve akılsız sahte kafadarlar…

2010/Turgut ÇİFTÇİ

 

You may also like...

1 Response

  1. üal ismini vermek isteyen kahraman dedi ki:

    Hocam çok güzel olmuş. Ellerinize sağlık….

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir