İslam’da Hac – Haccın Mantığı ve Gerekçesi

1 – HAC NEDİR:

Hac, Arapça bir sözcüktür. Müzakere (hakkı zikretmek) amaçlı ziyaret demektir.

Aynı kökten gelen ‘muhâcce’ fiili, karşılıklı konuşmak (müzakere) ve tartışmak demektir. Bu tartışma; bilgiye, belgeye ve delile dayalı olduğu gibi bilgisiz, belgesiz ve delilsiz de olabilir. Bkz. 3Al-i İmran/66 (2/76,139,258; 3/20,61,65,73; 6/80; 40/47; 42/16).

 Kur’an’da, temelsiz öne sürülen gerekçe ‘bahane’ (2/150; 4/165; 42/15-16; 45/25) sözcüğü ile bir temele dayanan argüman anlamına gelen ‘delil’, hac ile aynı kökten gelen ‘hüccet’ sözcüğüyle ifade edilmiştir. (6/83,149)

 

2 – HAC ZAMANI:

Ziyaret, kameri takvime göre (2/189), belirli aylarda yapılır. (2/197). Bu zaman insanlara duyurulmalıdır. (22/27) Hac, sayılı günlerde yapılır; en erken 2 gün olabilir veya daha da uzatılabilir. (2/203)

Hac ayları: Şevval, Zilkade ve Zilhicce (İlk 10 günü) veya Zilhicce, Muharrem, Safer, Rabiul Evvel

 ***

ALLAH/KUR’AN NE DİYOR?

“Hac, bilinen aylardadır. Her kim o aylarda hacca başlayıp kendisine farz ederse; artık hacda cinsel yakınlaşma, kötülük ve günah işlemek ve polemiğe girmek veya kavga çıkarmak yoktur.” (2Bakara/197)

AYET NE ANLATIYOR?

Demek ki hac 3-4 gün değil, en azından 3-4 ay olabilir. Haccın, bu 3-4 ayın yine belirli günlerinde yapılması gerekir ki benzer kalabalıklar bir araya gelsin ve hacla amaçlanan aynı sonuçlara varılabilsin. Bu kadar büyük kalabalığı yılın yalnızca 3-4 gününe sıkıştırınca facialar kaçınılmaz oluyor. Gelecek yıllarda ziyaretçi sayısı 10-15 milyonu bulunca ,sorunlar ve sıkıntılar, daha da büyümeyecek mi? Ayrıca bu ayette, hacda hiç bir olumsuzluklara ve sorun çıkarmaya izin verilmiyor. Neden? Büyük kalabalıkların barış ve güven içinde yaşaması için özel tedbirler gerekiyor.

 

3 – KA’BE’NİN İŞLEVİ:

Ziyaret edilen yer, bir ziyaretevidir. (2/258; 3/97) O ev, tarihi yapı (el-beytu’l-atîk) (22/29,33) ve değer üreten halkevi (el-beyt mesâbe li’n-nâs), güven mekanıdır (el-beyt emn)  (2/125)

Orası; her türlü şirkten, nifaktan, haksızlıktan, güvensizlikten ve olumsuzluktan güvence altına alınmalıdır. (2/125) Güvence altına alınırsa yukarıdaki özellikler gerçekleşir.

Orada birtakım işaretler – kanıtlar ve İbrahim’e ait yer (makâm) vardır. 3/97

 

4 – HACCIN AMACI (HİKMET):

Hacılar, Arefe günü öğleden itibaren haccın ilk gününü (Zilhicce 9) sabahtan akşama kadar Arafat’ta geçirirler…

Arafat; tanışmak anlamına geliyor; örf, tarif, marifet, irfan ve itiraf, Arafat ile aynı köke sahip sözcükler…

 Arafat meydanında Allah’ı, O’nun bildirdiği ilkeleri ve değerleri gündemde ve ayakta tutmak (Allah’ı zikretmek: 2/203) gerekiyor. Arafat’tan sonra dönüşte (Müzdelife’de) yaptığı yanlışlardan dolayı pişmanlık duyup tövbe etmek ve Allah’a dua etmek…

 

Tüm bunlar nasıl olacak?

 Haccın asıl özü veya en önemli rüknü, Arafat’taki sorumlulukları yerine getirmektir.

Arafat’tan akın ettiğiniz zaman, saygıdeğer bölgenin (meş`ar harâm) yakınında Allah’ı gündemde tutun (zikr); O’nun sizi hak yola eriştirdiği(hidâyet) gibi, O’nu gündemde tutun(zikr).” (2Bakara/198)

Allah’ı, O’nun bildirdiği ilkeleri ve değerleri gündemde tutmanın niteliği, ilk başlangıçta nasıl gönülden İslam’a giriş yapıldıysa (hidayet), aynı bilinç ve duyarlılıkla, aynı düzeyde bu değerlerin ayakta tutulması gerekiyor. İslam’a giriş yapılırken her türlü zulme, haksızlığa, bozgunculuğa, kötülüğe ve zararlı olan her şeye ‘HAYIR’ denmiş, Allah’tan gelen tüm değerlere sahip çıkmaya ‘EVET’ denmiş ve bunun asla karşılıksız kalmayacağına inanmaya söz verilmişti (mîsâk). İşte Arafat meydanında inananlara zarar veren ve onları rahatsız eden tüm sorunların ve sıkıntıların çözümü için konuşmalar yapılması ve ortak bir bildirinin insanlığa ilan edilmesi gerekiyor. O yüzden, Arafat haccın omurgasını oluşturuyor.

 Nitekim bir hadiste şu bilgiye yer verilmiştir:

1427- “Hac, Arafat’tır.” [Tirmizî, Hacc 57, (889); Ebû Dâvud, Menâsik 69, (1949); Nesâî, Hacc 211, (5, 264); İbnu Mâce, Menâsik 37, (3015).] Bunun mânâsı, “hacla ilgili rükünlerin en büyüğü Arafat’taki vakfedir.” demektir. (İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 6/513; 7/525-527.)

Arafat’ta vakfe durmak, bilinçli duruş ve bunun sonucu ortaya çıkan anlayıştır.

 Zaten haccın iki farzı vardır; İhramlı iken Arafat’ta durmak (vakfe) ve Kabe’yi ziyaret (tavaf)…

Kabe’nin etrafında/çevresinde dolaştıktan sonra topluca Arafat (tanışma) meydanına gidip orada tanışmak, kaynaşmak ve toplantı (miting) yapmak… Kongre, sempozyum, toplantılar, müzakereler düzenlemek… Tüm bunları şirk koşmadan; kimseyi putlaştırmadan, kimsenin hakkını gasp etmeden, Allah’ı bildirdiği ilkelere ve değerlere ters düşmeden yapmakSağlık, ekonomi, toplumsal ve güvenlik gibi konularda işbirliği yapmak… (Kendileri için faydalara tanık olmak: 22/28)

 Allah’ın Elçisi Muhammed (as), Veda Hutbesini, Arafat meydanında devesi üzerinde irad etmiştir. Demek ki Kabe ziyaret edilecek ve asıl görev olan Arafat’ta toplantılar ve konuşmalar sonucunda dünya çapında bir bildiri yayımlanacaktır, tıpkı Veda Hutbesi gibi.

  ***

ALLAH/KUR’AN NE DİYOR?

“Biz o ziyaret evinin (Ka’be’nin) insanlar için bir değer üretim-kazanım (mesâbe) ve bir güven (emn) mekânı olmasını sağladık.” (2Bakara/125)

AYET NE ANLATIYOR?

Allah, Kabe’nin, geçmişten günümüze getirdiği işleviyle ve inananları birleştirici – bütünleştirici özelliğiyle değer üretim-kazanım ve güven mekânı olmasını sağlamış. Nasıl? Orada, her türlü kargaşa, kavga ve olumsuzluktan uzak durmak için normalden daha fazla çaba harcayın diyerek (Bkz. 2/197; 5/2)

Grup grup ve topluca dünya çapında Müslümanların sorunlarını, sıkıntılarını konuşmak, müzakere etmek, bu konularda katılımcıların çözüm önerilerini dinlemek, bunlara maddi, ilmi ve fikirsel açıdan destek önerilerini not etmek ve böylece Allah’ın bildirdiği ilkeleri ve değerleri gündemde ve ayakta tutmak, bunun için dua etmek…   (2/198-199; 22/31-34) Tüm bunları yaparken, ruhbanlığa izin vermemek; herkesin beslenme ihtiyaçlarını en güzel biçimde karşılamak.. Hem kendimiz, hem çevremizdeki ihtiyaç sahibi olan ve olmayanın da besinlerden yararlanmasına yardımcı olmak. (22/33,36-37)

Büyük hac günü, gerçekleştirilebilir bildiriler yayımlanır. 9/3

 

5 – KA’BEYİ ZİYARET

Ziyaretçiler (hacılar); Kabe’nin çevresinde dolaşmalı, Hz Adem ve Hz İbrahim’ın yaşadığı tarihi olayları hatırlamalı ve evin (yerleşik hayata geçmenin, medenileşmenin) önemini kavramalıdır. (2/126-127; 22/29)

 

6 – HACDA ÜSLUP (YÖNTEM):

İHRAM: Mescid-i Haram, güvenliği ve özgürlüğü koruma alanıdır. Toplam 361 bin m2’dir. Çok büyük kalabalıkların bulunduğu ortamlarda üst düzeyde güvenlik önlemlerinin alınması tabiidir. O yüzden ziyaret döneminde cinsel yakınlaşma, kötü-yanlış davranışa ve polemiğe girmeye izin verilmemiştir. 2/197 Çünkü orada herkes, kendini güvende hissetmelidir. 3/97 Bu kadar büyük kalabalıklar arasında başkasının haklarını gözetmek, sınırlarını çiğnememek ve saygılı davranmak Rabbimiz katında en doğru tutumdur. 22/30 İşte ihram denilen giysi, bu saygınlıkları korumaya söz vermişliğin simgesidir.

  ***

ALLAH/KUR’AN NE DİYOR?

  “İhramda olduğunuz sürece size av yapmak yasaklandı.” (5Maide/96)

AYET NE ANLATIYOR?

Hac görevinizi ifa ederken avdan uzak durun. Neden? Çünkü o ortamda güven duygusu çok önemlidir. Kimse zarar görmemeli; rahatsızlık verici ve tedirgin edici her türlü davranıştan uzak durulmalı.

Ziyaret döneminde mümkün olduğu kadar fazla iyilik yapmak (hayr) ve sorumlu davranmak (takva) öğütlenmiştir. Aslolan şekilsel tutuma değil sorumluluk duygusuna sahip olmaktır. 2/158,189,196,197,203; 22/37

Değerlerin ayakta tutulması için yapılan bunca güzel paylaşımlar karşısında heyecan ve coşku duymak, iyi insanların özelliğidir. Bu kadar büyük kalabalık arasında yaşanan olumsuzluklar karşısında pes etmemeli, sabırlı olmalı ve sorumluluklarımızı aksatmamalı, salatı ikame etmeli ve sosyal yardım harcaması (infak) yapmalıyız. 22/35

Yiyeceklerin helalinden yenilmeli, tarafgirlik ve geçmişten kalan tortular gibi kirletici tutumlardan ve her türlü yalan sözden kaçınılmalıdır. 22/30

  ***

ALLAH/KUR’AN NE DİYOR?

“Bu güvenli şehri (Mekke’yi) tanık tutuyorum ki…” (92Tin/3)

 AYET NE ANLATIYOR?

Mekke’nin güvenli kent olması gerekiyor. Bu güveni Allah değil, oradaki yetkililerin sağlaması gerekiyor. Ekmeğini yediğiniz insanların güvenliğini de sağlamak zorundasınız. İnanç dışındaki gezi, dolaşım ve ziyaretlere ‘turizm’ deniyor. Şu tartışmasız bir doğrudur ki turistin güvenliğini, ilgili ülke sağlamak zorundadır. Tüm turizm mekânları güvenli olmaya mecburdur. Aksi takdirde ziyaretçiler de, ziyaret edilen ülke de kayıplar yaşar. Aklın yolu birdir.

  ***

ALLAH/KUR’AN NE DİYOR?

“Ey inananlar! Allah’ın simgelerine, saldırmazlık ve ateşkes ayına (şehr harâm), ziyafet amaçlı kurbanlıklara (hedy), heyetlere ve Rabbinizden lütuf ve rızayı kazanmak isteyerek saygıdeğer (haram) ziyaretevine (beyt) yönelenlere saygısızlığı sakın ha helal görmeyin. Haccı (ziyareti) tamamladığınız zaman, avlanabilirsiniz. Güvenli kulluk bölgesinden (mescid harâm) sizi engellediler diye bir halka olan kızgınlığınız, sizi, adaletsizliğe sürüklemesin. Erdemli davranışlar ve sorumluluk konusunda yardımlaşın. Günah ve düşmanlık konusunda işbirliği yapmayın! Allah’ı dikkate alarak sorumlu davranın. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir.” (5Maide/2)

 AYET NE ANLATIYOR?

1 – Allah’ın yarattığı varlıklar birer simgedir; sakın ha onlara saygısızlık (ihlal) etmeyin.

2 – Devletler ve toplumlar arası antlaşmalara ve bu antlaşmasının süresine sadık kalın.

3 – İnsanların ikram etmek istedikleri kurbanlıklara saygısızlık (ihlal) yapmayın.

4 – Dışarıdan gelen yabancı heyetlere saygısızlık (ihlal) etmeyin.

5 – Güzel amaçlarla Kabe’yi ziyarete gelenlere saygısızlık (ihlal) etmeyin.

6 – Hac görevinde iken av yapmaktan uzak durun.

7 – Daha önceden size kin, düşmanlık besleyenlere karşı sakın ha hakkaniyeti çiğnemeyin.

8 – Erdemli davranışlar ve sorumluluk konusunda birbirinize destek olun.

9 – Günah ve düşmanlık konusunda asla işbirliği yapmayın.

10 – Sorumlu davranın.

11 – Yoksa Allah’ın cezası şiddetlidir.

(Saygısızlık etmeyin: Onlara istediğinizi yapacak hakkı kendinizde görmeyin)

 

7 – BESLENME İHTİYAÇLARI:

Haccın birinci günü sabah namazından itibaren bu sorumluluk başlar.

Ziyaret döneminde varlıklı kişilerin, uzak yerlerden gelen kişilerin özellikle yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını karşılamaları gerekir. Hatta bu insanlar, adaklarını veya kefaretlerini bu yolla karşılayabilirler, bu sayede muhtaçlar mağdur olmamış olur. 22/27-29 Orada değişik gerekçelerle hatalı davrananların bir kefaret olarak yedirip içermesi, ikramda bulunması gerekir. 2/196 Buna günümüzde ‘kurban uygulaması’ deniyor. Hacda ihtiyaç sahiplerine ikramda bulunmak zorunlu (farz), hac dışındaki bu uygulama ise iyi bir uygulama (sünnet) olarak görülmüştür. Hz Peygamber döneminde de, günümüzde de, besin değeri olarak en iyi ziyafet, hayvan eti ikram edilmesidir.

 Safa ve Merve, Allah’ın sembolik değerlerindendir. Onlar da dolaşılabilir. 2/158

 

8 – SIRASIYLA HAC UYGULAMASI

MİKAT – SAFA VE MERVE – ARAFAT – MÜZDELİFE – MİNA – KABE –

MÎKÂT: Mekke’de Mescid-i Haram’a giriş noktası.

SAFA VE MERVE: Kabe’ye 80-100 mt. mesafede, onu üstten gözlemleyen iki küçük tepe. Safa, 15 metre yüksekliktedir. Kabe ile arasında 130 metre mesafe vardır. Merve, 9 metre yüksekliktedir. Kabe ile arasında 300 metre mesafe vardır. Safa ve Merve’den Arafat’a geçilir. Safa ve Merve uygulaması, farz değildir.

ARAFAT: Toplantı ve konuşma meydanı… Arafat, Mekke’nin 25 km güneydoğusunda, alanı 24 km² düz bir ovadır. Yürüyerek 6 saat. Arafat’ın ortasında yüksekliği 30 metre, genişliği 300 metre küçük bir tepe vardır. Buna Cebel-i rahmet (Rahmet dağı veya tepesi) denmektedir. En tepesi düzdür; orada 4 metre yüksekliğinde taştan ve kireçten yapılmış bir sütun vardır.

MÜZDELİFE: Allah’a yakınlaşmak için tövbe edilen bölge (meş’ar-i haram).

MİNA: Geleneksel uygulama olan şeytan taşlama yeri. Mina uygulaması, farz değildir.

KA’BE: Ziyaret için herkesin tekrar bir araya geldiği haccın bitiş noktası. Kabe’nin yüksekliği: 13 metre; toplam alanı ise: 145 metre karedir. Kabe, bu güne kadar 11 defa yeniden yapıldı:

 

İHRÂM: Hac görevini yapacağını ve oradaki hukuki sınırlara uygun davranacağını sembolize eden bir giysi.

 Not: İslam, zararlı görmediği geleneksel bazı uygulamaları terk etmemiş ve yeni bir tartışma açmamıştır.

 

9 – YAŞANAN SORUNLAR:

Hacca gidiyorsun. Allah için iyilik, doğruluk ve güzellik peşindesin. Belki hak ve adalet arayışın var. Ancak aynı amaçla gitmiş insanların birbirini taşlaması veya ayaklar altında ezmesi sonucunda hayatını kaybediyorsun.

Yetkililerin ve başka insanların akılsızlıkları, tedbirsizlikleri, ihmalkârlıkları ve sorumsuzlukları sonucu meydana gelen acı kayıpları; ‘rahmet’, ‘müjde’ veya ‘kader’ olarak ifade ederek kendi hatalarımızı sorgulamamak, sorumluluklarımızı görmemek ve sorumluluğu Allah’a yüklemek, büyük bir vebal ve cahilane bir cürettir. Allah buyuruyor ki:

Allah, aklını kullanmayanları utanç verici duruma düşürür.” (10Yunus/100)

 

10 – SONUÇ:

Hac (İslami ziyaret), Müslümanların (Allah’a inananların) dünya çapında sorunlarını ve sıkıntılarını ilahi değerler doğrultusunda müzakere etme (zikr), yaptıkları hatalarından pişmanlık duyma (istiğfâr ve tövbe), Allah’ın verdiği nimetleri ve kaynaklarını doğru değerlendirme ve değer bilme (şükür) ve sorumluluklarını yerine getirdikten sonra Allah’ı yardıma çağırmak, O’na isteklerini bildirme (dua) zamanı, yeri ve durumudur. Hac, tüm bunların sonucu küresel çapta uygulanabilir bildiri yayımlama yeridir.

Allah’ın ayetlerini aklımızla ve vicdanımızla okuduğumuzda hayat buluyoruz; birbirimize destek oluyor, sorunlarımızı ve sıkıntılarımızı çözmeye yardımcı oluyoruz. Allah’ın ayetlerini aklımızla ve vicdanımızla okuduğumuzda ne ölümlere, ne yaralanmaya, ne korkuya, ne üzüntüye, ne moral bozukluğuna yer olmadığını görüyoruz. Bu ayetleri, yalnızca güzel sesli okuyuculardan dinlediğimizde, güzel çizim yapan hattatlardan izlediğimizde, kısaca duygularımızla okuduğumuzda bu değerlerden haberdar olamıyoruz.

Allah’a gerçek anlamda ancak, bilen kulları saygı duyar.” (35Fatır/28)

De ki: “Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Doğrusu ancak sağduyu sâhipleri öğüt alır. (39Zümer/9)

Belki aklınızı kullanırsınız diye Allah size ayetlerini böyle açıklamaktadır.” (2Bakara/242)

You may also like...

3 Responses

  1. Mehmet Akın dedi ki:

    Merhaba… Sitenizde, vaktiyle “Gaste” için yazdığım “Ezberciler ezber satar” adlı denemeyi gördüm; oradan da sizin “Bir Parazit Konaktan…” yazınıza ulaştım, yakınlık hissiyle ‘selam’ demek istedim, sitede ‘iletişim adresi’ göremeyince buraya iliştiriyorum… Umarım değerli ADMİN buradan alıp size ulaştırır… Hepinize SELAM… M.Akın (Yılmaz) m.akinyilmaz@gmail.com

  2. Begum mindrescu dedi ki:

    Basindan sonuna kadar okudum.O kadar aciklayici bir yaziydi ki aklim da soru isareti dahi kalmadi.Ayetleri tek tek yazip ustune aciklamaniz cok guzel olmus.Ellerinize emeginize saglik..

    Belki aklınızı kullanırsınız diye Allah size ayetlerini böyle açıklamaktadır.” (2Bakara/242) bu cok guzel bir ayet .

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir