Evlilik Meselesi

EVLİLİK MESELESİ

Evlilik meselesi insan hayatındaki en önemli olgulardan birisi… Evli olmak da olmamak da birçok problemi beraberinde getirebiliyor. Bazıları bu probleme karşı rasyonel çözümler aramak ve Allah’a dua etmek yerine, dini görünümlü kısa yollar bulmaya çalışabiliyor. İnsanlığın çaresiz kaldığı anlarda yaptığı gibi; evli olmayanlar için, “Kısmet arayanlara dua”,  “Kısmet için bir türbeye gitmek” gibi hurafelere; evli olup sorunları olanlar için, “Evlilik sorunlarını çözen dua”, “Yuvanızı bozan büyülere karşı büyü” gibi batıl inançlara inanılabiliyor.

Evlenememenin kader olduğu anlayışı toplum içinde yaygın inanışlardan… Gençlik zamanlarında insanlar, en güzel/yakışıklı, boylu poslu, zengin, mükemmel erkeği/kadını ararken taliplerine burun kıvırdığı için 40 yaşına geldiğinde bekar kalabiliyorlar. Diğer yanda sadece evde oturarak beyaz atlı prensin kendilerini bulmasını beklerken veya evlenememe sebebini gerçekçi biçimde analiz edemezken bu durumun suçunu Allah’a atabiliyorlar.

Evlilik bir alınyazısıdır anlayışı da yaygın bir inanış. Bu inanışa göre, doğduğun aileyi kendin seçmediğin gibi evleneceğin kişiyi de kendin seçemezsin. Dolayısıyla, evlendiğin kişiden ve yaşayacağın şeylerden sen sorumlu değilsin, Allah sorumludur. Çünkü sen seçmedin, bunu Allah yazdı. Böyle deyince, evliliği alınyazısı görmenin, Allah’ı suçlamak olduğunu daha net görebiliriz.

İnsanın iradesini engelleyen fiziksel baskılar hariç, insanın iradesinin olduğu tüm konularda insanların tercihleri söz konusudur. Seçimleri hakkında yaşayacaklarının da sorumlusu bireyin kendisidir. Aynı durumda farklı davranabilenler olduğu sürece yapılan tercihler alınyazısı değildir. Eğer bir alın yazısından bahsedilecekse, bu yazıyı ancak alnındaki irade merkezi (frontal lob) sebebiyle insan kendi tercihleriyle yazmış olacaktır.

Eğer bekarlık bir alınyazısı kader olsaydı, Allah topluma görev yükleyerek bekarları evlendirin diye emreder miydi? “İçinizden evli olmayanları, köle ve câriyeleriniz arasından da elverişli olanları evlendirin. Yoksulluk içinde iseler Allah lutfu ile onları ihtiyaçtan kurtarır. Allah’ın hazinesi geniştir, her şeyi bilmektedir.” (Nur/32)

Eğer evlilik alınyazısı ve kader olsaydı şu ayette Allah kimle evlenip kiminle evlenmemek gerektiğini söyler miydi? “İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Güzellikleri hoşunuza gitse bile mümin bir köle, inanmayan hür bir kadından daha hayırlıdır” (Bakara/221)

Allah bizleri birçok kişiyle karşılaştırıyor ve bu kişiler arasında tercih yapıyoruz. İyi insanlarla karşılaşmak isteyenlerin kendileri de iyi olmalıdır;  “Herkesin yöneldiği bir kıblesi vardır. (Ey müminler!) Siz hayır işlerinde yarışın. Nerede olursanız olun sonunda Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.” (2/Bakara 148)

    Evlenince yaşanan sorunlardan Allah (haşa) sorumlu değilse kim sorunludur? Kayınvalide, elti, komşular, büyücüler? Suçlamak isteyenler, suçlayacak bir yer muhakkak buluyorlar. Oysa insanın başına gelenler, ancak kendi elleriyle yaptıkları sebebiyledir (Şura/30).

    İyi evliliklerin dinamiklerini görebilmek, doğru kişilerden tavsiyeler almak, araştırmak ve en doğru bilgiyi bulmak insanın görevidir. Nasıl bir sınava çalışmadan, vahiy gelerek geçemiyorsanız, evlilikte de Allah’ın koyduğu yasalara uymadan huzur bulamazsınız. Ne inancınız, ne namazınız uçurumdan atladığınızda yer çekimine karşı sizi korumaz, çünkü Allah’ın yazdığı başka bir yasaya (yerçekimi) karşı gelmişsiniz demektir.

Bir Müslüman, kadın veya erkek olmadan önce insandır. Sorumlu ve duyarlı bir insan… Hayatında toplumsal rollerden çok, evlerinde adalet ve merhamet yer tutar. Evlilik, bir bitki gibi emek isteyen bir şeydir. Güneşe olduğu kadar toprağa, gübreye, hava almaya ihtiyacı vardır.  Ev huzur bulunan bir yerdir ve muhatabını önemseyerek bunu oluşturmaktan iki taraf da sorumludur. Bu olmadığında, Allah’ın huzur bulasınız dediği yuvalar, huzursuzluk yeri olabilir.

Sevgi, saygı, sadakat, sorumluluk evliliğin temelleridir. İnsanın kendi üretmeye tenezzül etmediği sevgisini,  komşu Ayşe teyze çalamaz. İnsanın korumadığı sadakatini büyü ile birileri bozamaz. Korumadığınız saygınızı kem gözler bozamaz. Yaptığımız tüm tercihlerden hesaba çekileceğimize göre, herkesin hür iradesi vardır. Kendilerine dönmek istemeyenler veya şeytana uyanlara toz kondurmayanlar, irrasyonel yollara başvurarak hayali bir çözümün peşinde gitmektedirler. Hayali çözümlerin peşinde giderken, gerçek çözümler için geç kalmaktadırlar.

Doğru yolları aramak, kendi gerçeklerini görmek zordur. Bunun yerine telli babanın tellerine gitmek çok kolaydır. Kendine dönmek zordur, özür dilemek, kırıkları onarmak zordur. Bunun yerine “arayı düzelten dua” diye bir cümle ile her şeyin düzeleceğini beklemek İslam’la ilgisi olmayan bir yöntemdir.  Sevgi üretmek zordur, sadece iş yaparak ya da eve para getirerek değil, değer vererek, mutluluk ve huzur dağıtarak olur. Bunun yerine suçlayacak özneler bulmak kolaydır. Bazen insan kandırılmak da ister. Ancak aklınızı (veya ortak aklı) dinlemediğinizde, kandırılmak istediğinizde, bunu acı tecrübelerle ödeyebilirsiniz.

You may also like...

1 Response

  1. Yalçın dedi ki:

    Elinize saglik…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir