" /> Allah'ın Sınaması, İmtihan Etmesi Ne Demektir? | Hak ve Adalet

Allah’ın Sınaması, İmtihan Etmesi Ne Demektir?

BENZER KONULAR

8 Yanıt

  1. dogan dedi ki:

    Allah’ın Sınaması, İmtihan Etmesi
    “Sizi üzen/derinden etkileyen her şey (başınıza gelen her felaket/ bela/ olumsuzluk), kendi yaptıklarınızdan kaynaklanmaktadır;
    yukardaki alintiya istinaden sorum şöyle
    ben 18 yaşımda gözlerimi kaybettim bir irsi rahatsızlık sebebiyle yanı benim sizin dediyiniz gibi kendim ne yedigimden nede içtiğimden bu duruma geldim yani 3 generasyon geriden gelen bir gen bozuklugundan kaynaklanan bi rahatsızlık madem bu dünya her birimiz için bir sınanma dır benim suçum ne herkez bu dünyanın güzellıklerınden faydalanıyor ve yararlanıyorda benim suçum ne neden ben bu sınavımı kör olarak vermek zorundayım ve dıgerleri zenginlik saglıklı bu sınavı veriyor bu durum benim gücüme gidiyor herkez hayatından bir şekilde tat alırken ben hayatımın büyük bölümünü evde geçiriyorum nebiçim bi adalet ne biçim bi sınav biri milyarlerle sınanıyor dıgeri körlükle kıyaslanacak durum değil bende dünyada dıger ınsanlar gibi sağlıklı sınanmak istiyorum benim kör olarak sınanmam benım kötü bir kul olduğumamı işaret eder veya allahın iyi kuluyum ondanmı körüm bu dünyada sınav diyorsunuz ben bu dünyamı yaşamak istiyorum diğer dünyamı cehennemi kabul ediyorum desem sınavın şekli değişmiyecek sanırım

    • admin dedi ki:

      İçimizde hayata, doğuştan veya sonradan birtakım eksiklik veya yetersizliklerle başlayanlar var. Elbette hiçbirimiz hayata eşit koşullarda başlamıyoruz.
      Allah da hepinizi her konuda eşit kılacağım diye eşitliği vaat etmiyor. O, haklarda eşitliği öneriyor, davalarda adaleti emrediyor.
      Hayata aynı noktadan ve aynı hızda başlamayınca herkesin etkilenme derecesine göre çeşitli imtiyazları veya dezavantajları olabiliyor. Ama herkes kendi koşullarında sorumlu…
      Huzur ve mutluluğa gelince, huzurumuz bizim dürüst ve sorumlu davranmamıza, mutluluğumuz ise dostlarımızın dürüst ve sorumlu davranmasına bağlı…

      “Sizi üzen/derinden etkileyen her şey (başınıza gelen her felaket/ bela/ olumsuzluk), kendi yaptıklarınızdan kaynaklanmaktadır; bununla beraber çoğunu da Allah affedicidir.” (42Şura/30)

      Bu ayette, “kendi yaptıklarınızdan kaynaklanmaktadır” ifadesi, başımıza gelenler, bireysel olarak doğrudan kendi yaptıklarımızdan geldiği gibi, toplumsal sorumluluklardan da kaynaklanıyor olabilir. Toplum, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmemiş, diğer bireyler de olup bitenleri görmezden gelmiştir. Örneğin, trafikte sarhoşluğun olağan karşılandığı bir toplumda, kazalar kaçınılmazdır. Kişinin kendisi sarhoş olmasa da, buna yönelik tedbir alınmıyor veya buna müdahale edilmiyorsa, bundan herkesin etkilenmesi mümkündür.

      Şu gerçeği göz ardı etmemek gerekiyor: Allah, insanların; hastalanmayacağını, yaralanmayacaklarını, sakat kalmayacaklarını, yoksulluğa izin vermeyeceğini, ölmeyeceklerini vaat etmemiştir. O’nun böyle bir vaadi yoktur. O ancak, bildirdiği ilkelere ve değerlere bağlı kalınması durumunda moral, güç, kararlılık, cesaret gibi konularda destek olacağını vaat etmiştir. Bu durum, özgür iradenin de bir gereğidir. Varlıkların yaratıcısı olan Allah, fiziksel ve biyolojik yasalar gibi varlık veya yaratılış yasalarını belirlemiş, ahlaki erdemlere ve yaratılış yasalarına uygun davranılması durumunda psikolojik destekte bulunacağına söz vermiştir.

      Ayet, öncelikle topluma hitap ediyor ve sizin başınıza diyor. Örneğin, kanser vak’alarındaki sorunlar; kimyasallar, radyasyon, temizlik, genel dengenin bozulması gibi çeşitli gerekçelere dayanır. Kimyasallar ve diğerleri, Allah’ın biyolojik yasasının bir sonucu olarak biyolojik yapılı varlıklara çeşitli zararlar verirler. Bu da, Allah’ın bir yasasıdır. Çünkü O, her şeyi bir ölçüye ve yasaya bağlı olarak yaratmış, onların form bozukluklarını ve hayatlarını kaybetmelerini de belli yasalara bağlamıştır. Buna biz kader diyoruz. Toplumsal afetlere ise Allah’ın sünneti (Sünnetullah) diyoruz. Toplumun veya bizim yaptığımız hatalar sonucu belalar yaşıyoruz. Her şey birebir bizim hatamızdan kaynaklanmıyor. Ancak toplumsal olaylarda da hepimiz duyarlı olmak zorundayız.

      “Kuşkusuz ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele. Ki, onların başına bir musibet gelince, “Doğrusu biz Allah’a aitiz ve muhakkak O’na döneceğiz!” derler.” 2Bakara/155-156

      Elbette ne yaşarsak yaşayalım. Allah kimseye haksızlık yapmıyor. Bizim veya toplumun (ki toplumda yaşananlardan biz de sorumluyuz. 8Enfal/25) yapıp ettiklerinin bir sonucu da olsa Allah bizi bununla dener. Biz de bu yaşadıklarımızdan dolayı sabrederiz, yani pes etmeyiz, bildiğimiz ve inandığımız doğrulardan vazgeçmeyiz. Kararlılıkla hak ve adaletin yanında yer alır ve sorumluluklarımızı yerine getiririz.

    • Elif dedi ki:

      Degismesin zaten buradaki hayati nasil kiyaslayabilir ki insan ahiretle. Senin sinavin gozlerinle, baskasinin sinavi felcle, baskasininki oglunu kaybederek, bir baskasi aldatilarak oyle ya da boyle hepimiz iyi kotu yasamiyor muyuz bu hayati. Dogustan kor olup hic bilmeyebilirdin renkleri, gokyuzunu , goruntunu. Lazim olan sukretmek degil mi sahip olduklarina sende var olana. Okurken gercekten uzuldum gozlerini kaybetmenden cok bu isyanina bu kadar uzulmene. Hayat belki daha buyuk acilardan korudu seni belki cikmadigin gece ve sakat kalmadigin bir kazadan korudu seni. Izin ver sana farkli pencereler acsin hayat gozlerini kaybetmissin ama burnun var parmaklarin var dilin var hala hisseden ve yasayan bir bireysin. Butun hayatini karamsarliga bogup eksikliginle evden cikmayarak mi yasayacaksin hayatini. Oysa bence sukretmelisin yasiyorsun hayattasin. Neden kaybettiklerinin isyani ile bogulasin ki karanlikta. Evet yasadigin zor ve haksizlik olarak gorebilirsin ama dokundugun her canlida yedigin her meyvede Allah’in guzelligini duyumsayamiyor musun? Bence kalbini acmalisin hayata karsi Allah’a ve onun sana verdigi guzelliklere karsi. Umarim hayatin hep aydinlik olur, cicek kokulari burnundan eksilmez ve Allah hep yaninda sana yon veren olur

    • deniz dedi ki:

      Gözleriniz yok ama güzel yazmışsınız

  2. selda dedi ki:

    merhaba,
    bir sorum olacak,
    sınanan insan ne yapmalı.?
    kötü bir şey ile ,hastalıkla, yalnızlıkla, başarısızlık, sürekli kötü talihle karşı karşıya olduğunu düşünen insan ne yapmalı?
    ah alan, isyan edip pişman eden insan bunu nasıl telafi etmeli?

    • admin dedi ki:

      İnsan zorluklar, sorunlar, sıkıntılar ve ihtiyaçlar karşısında doğru davranıp davranmayacağıyla, hak ve adalet üzere dürüstçe yaşayıp yaşamayacağıyla sınanır. Kimileri pes eder. Sorunlar ve sıkıntılardan dolayı saçma sapan davranmaya, yalan ve yanlış üzere bir hayat yaşamaya başlar. İşte sınanmada kaybetmek budur.
      Selamlar

  3. ezel dedi ki:

    Merhaba erken doğum olduğum için yaşıtlarımdan zihinsel olarak biraz geriyim öğrenme güçlüğüm var, okulda ve sosyal hayatta çok fazla sıkıntı çektim gittiğim ortamlarda yetersizliklerimden dolayı dalga geçtiler ve bir çok kere ezilip küçük düşürücü durumlara düştüm bu benim sınavım olabilir mi yaşım çok genç ve insanlardan bir çok kere darbe yedim hiç kimseye bir zararım olmadığı halde ve dediğim gibi yetersizliklerimden dolayı gittiğim her ortamda dalga geçtiler ve aşalandım bu konuda ne yapmalıyım Allah beni yetersizliklerimle sınıyor olabilir mi?

    • admin dedi ki:

      Bunun sorumlusu, elbette siz değilsiniz. Siz bunu yetişkin olduğunuz zaman kendi iradenizle kazanmadınız. Belki anne-babamızın, çevremizin yeterince sorumlu davranmaması ve/ya bizi o koşullara sürükleyen toplum, sağlık kurumlarının yetersizliği, gelir dağılımındaki adaletsizlikler, vd. bunun nedeni. Onlar da kendi sınavlarını vermişler ve veriyorlar. Siz de artık böyle bir durumda olmanızdan dolayı sınanıyorsunuz. Ta ki bu sağlık durumunuzu bahane ederek gücünüz yettiği oranda doğru ve doğal davranmaktan, hak ve adalet üzere yaşamaktan vazgeçip geçmeyeceğinizle sınanıyorsunuz.
      Allah’tan sağlık, sıhhat diliyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir