hak ve adalet
Özün Sözü, Sözün Özü- Özlü Sözler

ÖZLÜ SÖZLER


Ø Bilinçli ve kararlı biçimde ‘Hayır’ demesini bilmeyen bir kişinin ‘Evet’leri de anlamlı ve değerli değildir. *

Ø

Ø İtiraz kabul etmeyen bir ilişkide sadakat iddiası sahtedir.*

Ø

Ø Hayatınızda anlam arayışınız yoksa ilahi standartlara ihanet içindesiniz.*

Ø

Ø Var olan her şeyin var oluş aşamasında ilahi bir program vardır.*

Ø

Ø Yaşadıklarımız, yaptıklarımızın bir sonucudur, ilahi adaletin gerçekleşmesidir.*

Ø

Ø Rüyaları gerçekleştirmenin en iyi yolu uykudan uyanmaktır.

Ø

Ø “Para her şeyi yapar” diyen kişi, para için her şeyi yapabilecek kişidir.*

Ø

Ø Yarın neler yaşayacağın, bugün neler yapacağına bağlıdır. Yarın, bugünden soyutlanamaz. En büyük yanılgı, piyango beklentisi içinde yaşayarak işleri rastlantıya bırakmaktır. İyi bir gözlemci için gelecekle ilgili olasılıklar, rastlantısal değil tahmin edilebilir istatistiksel bir seyir izleyen öğelerdir.*

Ø

Ø Para için değerlerini satanlar kadar parayla her şeyi satın alabileceğini zannedenler, bir gün aldıklarının da sattıklarının da para etmediğine tanık olurlar.*

Ø

Ø Sıfırdan başlamak, temiz bir sayfa açmak için sahip olduğumuz pek çok şeyin sağlamasını yeniden yapmalıyız.*

Ø

Ø Ne kadar yaşadığınız değil nasıl yaşadığınız daha önemlidir.*

Ø

Ø Hiçbir hak arayışı ve dayanışma boşa gitmediği gibi hiçbir haksızlık ve zulüm de karşılıksız kalmaz.*

Ø

Ø Sorumluluktan kaçanlar ileride daha ağır yük yüklenmek zorunda kalırlar.*

Ø

Ø Bir kişinin ilkeleri yoksa ondan her şey beklenir, değerleri yoksa ondan hiçbir şey beklenmez.*

Ø

Ø İlkeler; evrenseldir, insanı dik tutar, onurlu kılar. Değerler insana hayat verir, can verir, onu huzurlu kılar. Birbiriyle iç içedirler.*

Ø

Ø Bazen fırça, pürüzleri düzeltmek ve üzerimizdeki tozları ve lekeleri gidermek içindir.*

Ø

Ø Alt düzey bir bakış açısına sahip insanlar kişileri (dedikoduyu), orta düzey bir bakış açısına sahip insanlar olayları (sosyal olayları), üst düzey bir bakış açısına sahip insanlar ise ilkeleri ve değerleri (evrensel değerleri) konuşur ve tartışırlar. Küçük bir olay, üst düzey bir bakış açısına sahip biri için ilkesel bir değerin bir parçasıdır. Büyük bir olay, alt düzey bir bakış açısına sahip biri için sıradan bir çıkar ilişkisidir.*

Ø

Ø Yokuşlardan kaçanları daha sarp yokuşlar beklemektedir.*

Ø

Ø İş yapmış olabilmen için mesafe almış olman gerekir. Kuvvet uygulamadan mesafe alamazsın. Kuvvet uygulasan bile mesafe alamıyorsan yaptığın iş sıfırdır.*

Ø

Ø Sorgulanmamış bilgi, zamanla dogmatik bir inanca ve ezbere bir yaşama dönüşür.*

Ø

Ø Gelişim, eleştirileri dikkate almaya bağlıdır.*

Ø

Ø Harekete dönüşmeyen hiçbir şey tepki almaz.*

Ø

Ø Değişmeyenler, ölüler ve delilerdir.*

Ø

Ø Doğruluk nasıl ahlaki bir erdem ise doğru bilgiye ulaşmak için gösterilen gayret de ahlaki bir erdemdir. Kişi doğruyu öğrenmeden ne denli doğru insan olabilir ki!*

Ø

Ø Karanlıklar olmasaydı yıldızları göremeyecektik.*

Ø

Ø Büyük patlamalar büyük yıldızlar doğurur.

Ø

Ø Parmağın gösterdiği nokta yerine parmağa bakanlar, asıl görülmesi gerekeni göremezler.

Ø

Ø Ya herkes özgür olur veya hiç kimse.*

Ø

Ø Kuralların egemen olmadığı yerde krallar egemen olur.*

Ø

Ø Çöplükte gül biteceğine olasılık vermeyen biri, çiçek bahçesinde yaşayamaz.*

Ø

Ø Dürüstlük ve erdem, kişiler ve kişisel çıkarlar değil değerler üzerinden verilen mücadeleyle gerçekleşir.*

Ø

Ø Affetmek özgürleşmektir.*

Ø

Ø Kişi yaptığı seçimlerin sorumluluğunu üstlenebildiği ölçüde özgürdür. Sorumluluğu başkasına yükleyen kişi henüz rüştünü ispat etmemiştir.*

Ø

SÖZ EDİLEBİLİR Mİ?

Ø İnsanlığın parayla ölçüldüğü yerde haktan söz edilebilir mi?*

Ø Haklının itibarla belirlendiği yerde adaletten söz edilebilir mi?*

Ø Sevginin sahtelikten beslendiği yerde dostluktan söz edilebilir mi?*

Ø Değerin güç-kuvvete bağlandığı yerde onurdan söz edilebilir mi?*

Ø İnancın yalan üzerine kurulduğu yerde dinden söz edilebilir mi?*

Ø Kazancın hileyle büyüdüğü yerde ticaretten söz edilebilir mi?*

Ø

Ø Bilmek bir durum, inanmak bir duruştur. “Türkiye’de şu kadar sayıda sigara içen vardır” bir bilgi, “sigaraya karşıyım” anlayışı bir duruştur.*

Ø

Ø Herkesin zinciri vardır. Uzun veya kısa. Zayıf veya güçlü. Zincirsiz (bağsız-bağlantısız-sorumsuz) yaşamaya kalkışanlar, eninde sonunda en kısa zincire vurulurlar.*

Ø

Ø KİŞİYİ AHLAKİ YÖNDEN NASIL TANIYABİLİRİZ?

1)İyiyi kötüden ayırt edebiliyor mu?

2)Bu ayrıma uygun davranıyor mu?

3)Erdemli davranışlarda onur duygusu yaşıyor mu?

4)İlkelere ve değerlere ters düşen eylemleri için utanç duyma eğilimi var mı?

Ø

Ø İlkeler; omurgadır, kolonlar ve kirişlerdir; değerler ise hayattır, organlardır, duvarlardır, kapı, cam-çerçevedir.*

Ø

Ø İlkeler; evrenseldir, insanı dik tutar, onurlu kılar. Değerler insana hayat verir, can verir, onu huzurlu kılar. Birbiriyle iç içedirler. *

Ø

Ø İlkesizlik omurgasızlık, değersizlik organsızlıktır.*

Ø

Ø İlkeleri evrensel düzeyde olmayan kişinin ilahi değerlerle iç içe olması mümkün değildir.*

Ø

Ø Evrensel ilkeler ilahi değerlerle uyumlu olmadıkça kalıcı mutluluğu yakalamak zordur.*

Ø

Ø Evrensel değerler ilahi ilkelerle uyumlu olmadıkça kalıcı huzuru yakalamak zordur.*

Ø

Ø Allah adına söylenen her söz çok önemlidir; ama doğru değildir. Çünkü bu yönde birbiriyle çelişen binlerce söz vardır ve tüm insanlığı bağlayıcıdır.*

Ø

Ø Allah adına yapılan her iş çok önemlidir; ama doğru değildir. Çünkü bu yönde birbiriyle çelişen binlerce eylem vardır ve tüm insanlığı bağlayıcıdır.*

Ø

Ø İnsan yalnızca ekmek ve suyla değil, asıl sevgiyle ve umutla yaşar. İnsan ekmekle ve suyla beslenir, ama sevgiyle ve umutla yaşar. *

Ø

Ø Kopyalara dayalı ilişki her türlü aldatılma ortamına en uygun zemindir.*

Ø

Ø Karanlığa küfredeceğine veya üç maymunu oynayacağına bir mum da sen yak!

Ø

DÖNÜŞÜR

Ø Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür…
Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür…
Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür…
Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür…
Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür…
Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür…
Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür…

Ø

Ø Dünyayı sevmek yetmez, onu anlamak gerekir… Dünyayı anlamak yetmez, onu değiştirmek gerekir.*

Ø

Ø Allah, bazılarının öz, bazılarının üvey yakını değildir.*

Ø

Ø Çalışanlar geçinirler; mücadele verenler kazanırlar.*

Ø

Ø Mücadele vermeden bir şeyleri kazanamazsınız.*

Ø

Ø Kaybetmeyi göze almadan kazanamazsınız.*

Ø

Ø Ekmeğini mücadele vererek elde ettiklerine inananlar, mücadele vermekten vazgeçmezler.*

Ø

Ø Adalet, haksızlık yapana zulüm gibi gelir.*

Ø

Ø Geçersiz her bahane, karşı tarafı kandırmayı amaçlayan bir çeşit yalandır.*

Ø

KANDIRMA ÜZERİNE

Ø Bahaneler, bir çeşit yalanlardır(kandırma girişimidir).*

Ø Mış gibi davranmak, bir çeşit yalan söylemektir(kandırma girişimidir).*

Ø Abartılı davranmak, bir çeşit yalan söylemektir(kandırma girişimidir).*

Ø Kıvırma ve çarpıtmalar, bir çeşit yalan söylemektir(kandırma girişimidir).*

Ø Söylenmesi gereken bir gerçeği veya doğruyu gizlemek, bir çeşit yalandır(kandırma girişimidir).*

Ø Gösteriş yapmak(riya), bir çeşit yalandır(kandırma girişimidir).*

Ø Kompleksli ve kaprisli davranışlar, bir çeşit yalandır(kandırma girişimidir).*

Ø İkiyüzlü ve binbir surat davranışlar, bir çeşit yalandır(kandırma girişimidir).*

Ø Hiçbir şey olmamış gibi davranmak veya bir şeyler olmuş gibi davranmak, bir çeşit yalandır(kandırma girişimidir).*

Ø

Ø Asıl söylenmesi gerekeni söylememek, gizlemek veya geciktirmek, dürüstlük değildir.*

Ø

Ø Susan(zihinsel dilsiz) insanın gizlemekte olduğu bir şeyler vardır.*

Ø

Ø Küçük yalanlar, büyük yalanların habercisidir.*

Ø

Ø Her türlü yalan, olumsuz bir iz bırakır; açtığı derinlik ölçüsünce kişiyi etkiler.*

Ø

Ø Yalan, en fazla mağduru yıpratır ve yalancıyı yalama yapar.*

Ø

Ø Doğal yapıya ters olduğundan, dünyadaki nüfusun büyük çoğunluğu, açıktan (doğrudan) yalan söylemez. Onun yerine dolaylı yollardan yalan söylemeyi seçerler.*

Ø

Ø Yalan, kişinin ve çevrenin kendisine olan güvenini yer bitirir.*

Ø

Ø Bir yerde küçük insanların gölgeleri büyük gözüküyorsa orada güneş batıyor demektir.

Ø

Ø Kişinin gerçek yüzü; a)Zor durumlarla karşılaşıldığında, b)Ayrılık-kopuş anında, c)Tartışma-sürtüşme (öfke) anında, d)Zorlu yolculuklarda, e)Üçüncü şahısların yanında, f)Eline geniş olanaklar geçtiğinde, g)Birtakım değerler karşılığında, birtakım çıkarlar teklif edildiğinde ortaya çıkar.*

Ø

Ø İnsanlık nerede başlar: Yanınızdakilere yapılan saygısızlığın, haksızlığın, kötülüğün ve zararın size yapıldığını varsayarak, buna uygun bir davranış içine girmekle…

Ø

Erdem nerede başlar: Başkalarına yapılan saygısızlığın, haksızlığın, kötülüğün ve zararın size yapıldığını varsayarak, buna uygun bir davranış içine girmekle… *

Ø

Ø Karşınızdakini memnun etmeye kalktığınızda, kendinizi mutsuz edersiniz.*

Ø

Ø Anlayışınızı(bakış açınızı) değiştirmeden hayatınızı değiştiremezsiniz.*

Ø

Ø Tekrarlanan veya gitgide büyüyen hataların arkasında temiz bir niyet, geçerli bir mazeret, masum bir neden olamaz.*

Ø

Ø Gerçek itiraf aklımızdan geçenleri değil, kafamıza taktıklarımızı, düşündüklerimizi, inandıklarımızı ve yaptıklarımızı ortaya dökmektir.*

Ø

Ø Kendi başınıza bir sorunu aşamıyorsanız, onca denemelere rağmen tıkanıyorsanız, size sunulan doğru çözümü kurtuluşunuz için tek çözüm olarak görüp, ona kilitlenmedikçe sorununuzu aşamazsınız.*

Ø

Ø Kendini beğenmiş(kibirli) adam, kendini beğenmişliğin iğrenç bir şey olduğunu biliyor ve kendisinde de görüyorsa, bunu değiştirir. Eğer iğrenç olduğunu biliyor, ama kendisinde göremiyorsa, gösterince belki değiştirir. Kibirliliğin iğrenç bir şey olduğuna inanmak bir tarafa bununla gurur duyuyor ve bununla övünüyorsa, onun değişmesi olanaksız gibidir.*

Ø

Ø Ölüme atlayanlar dünyayı, dünya da onları hiçe saymaktadır.*

Ø

Ø Akıllı insan mutsuz olmamak için değil, mutlu olmak için yaşama katılır.*

Ø

Ø Hatalı olmanıza bağladığınız nedenler kalitenizi, düzelmek için getirdiğiniz çözüm yolları akıl seviyenizi ortaya koyar.*

Ø

Ø Görmek akıllılığın, göstermek sorumluluğun gereğidir.*

Ø

Ø Göremeyen akıllı, gördüğü halde gereğini yapmayan sorumlu davranmamaktadır.*

Ø

Ø Gördüğü halde görmemiş, görmediği halde görmüş, yaptığı halde yapmamış, yapmadığı halde yapmış gibi davranan yalancılık eğilimi içindedir.*

Ø

Ø Hiç kimse, çevresine mavi boncuk dağıtarak dürüst olamaz.*

Ø

Ø Aklını kullanan insanlar, kendilerini geride kalanlarla değil, öne geçenlerle kıyaslarlar.*

Ø

Ø Başına gelecekleri düşünmeyen insan, tedbirli davranamaz.*

Ø

Ø Aklını kullanan doğruları bulmuş, yanlışlara karşı koymuştur.*

Ø

Ø Kendi düşüncelerinin değerini bilmeyen, zamanın değerini bilemez.*

Ø

Ø Başkasını çukura düşürmek isteyen kişi oraya kendisi düşer.*

Ø

Ø Asılsız yollardan doğruyu arayan, yanlışların içine düşer.*

Ø

Ø Kişi inandığı gibi yaşar; ama düşündüğünü fırsat buldukça yapar.*

Ø

Ø Doğru kararlar vermek için;

1)Konuşmak için konuşmamalısın,

2)İnanmadığın şeyi yapmamalısın,

3)Konu hakkında kapsamlı ve kesin bilgi sahibi olmalısın,

4)Başkalarının kararlarını da dinlemelisin,

5)Kendi beynini kullanarak, yüreğinin sesine kulak vermelisin.*

Ø

EN BYÜKLERİN BAŞLAMASI

Ø En büyük yolculuklar, ilk adımla başlar.*

Ø En büyük yangınlar, bir kıvılcımla başlar.*

Ø En büyük dostluklar, basit sıcak mesajlarla başlar.*

Ø En büyük kavgalar, küçük iğnelemelerle başlar.*

Ø

Ø İnsan, kendi doğrularına bakarak, başkalarının yanlışlarıyla avunarak batıyor.*

Ø

Ø İnsanlar seyretmeyi seviyorlar, katılımı değil.

Ø

Ø İnsanlar anlamadıkları şeye daha kolay inanıyorlar.*

Ø

Ø Bana kızıyorsan, yanlışımı gösterip kanıtla veya daha doğru bir alternatif getir.*

Ø

Ø İnançlarımız; oturmuş, kökleşmiş, kemikleşmiş düşüncelerimizdir.*

Ø

Ø Bizler; bildiklerimiz, inandıklarımız, yaptıklarımızın ve tepkilerimizin toplamıyız.*

Ø

Ø Takanlar, takılanların daima önündedirler.*

Ø

Ø Dakikaları dikkate almayanlar, saatleri kaybederler; saatleri dikkate almayanlar dakikaları bile bulamazlar.*

Ø

Ø Birinci olmak kolay, birinci kalmak zordur.

Ø

Ø Sahiplenilmeyen bilgi sahibini ya ukala yapar, ya da hammal.*

Ø

Ø İnsanın bildikleriyle inandıkları çelişirse, ondan dürüstlük bekleyemeyiz.*

Ø

Ø Bizler bildiklerimiz, inandıklarımız ve yaptıklarımızın toplamıyız.*

Ø

Ø Öğrendiklerimizi biliyor, yaşadıklarımıza inanıyoruz.*

Ø

Ø Bilgilerini update etmeyenler, geri kalmaya mahkumdurlar.*

Ø

Ø Mutlu olmak istiyorsan, bunun planını sen yap:

Sevdiğin işi yap, sevdiğin insanlarla birlikte ol!

Akıllı, dürüst, dost ve üretken ol!

Başkasından beklediğin şeyi, sen ver, karşılık bekleme!

Alıcı olmaktansa verici olmayı yeğle!

Verici olmayan insanlarla dost olma!*

Ø Mutsuz olmak istemiyorsan, hak ettiğinden fazlasını isteme!

Hak ettiğinden fazlasını istiyorsan, onu hak edecek şeyi yap.

Hak ettiğinden fazlasını istersen, başkalarının esiri olur ve şamar oğlanına dönersin.*

Ø

Ø Huzurlu olmak istiyorsan, daima dürüst ol.

Açık ol/

Yanlış yapanlara göz yumma/

Göz yummadığına kişiye davranışında istikrarlı ol/

İnanmadığını şeyleri söyleme, yapma/

Hata yaptığın zaman, başkalarını beklemeden kendini yargılamasını bil, başkalarını değil/

Hata yaptığın zaman, özür ve bahane getirme/

Duygularını gizleme/

Başkalarını rahatsız edici davranışlardan uzak dur, medeni ol/

Dürüstlere değil, dürüst olmayanlara karşı tedbirli ol/

Ölçülü ol/

Basit ve gelip geçici çıkarlar peşinden koşma, onların mücadelesini verme!*

Ø

Ø Yaptığın/yapmadığın, söylediğin/söylemediğin her şeyin bir bedeli vardır. Bedelini ödemeyi göze alıyorsan yap, söyle!*

Ø

Ø Büyük mutluluklar, büyük mücadeleler sonucunda elde edilir.*

Ø

Ø Kalıcı mutluluğu arayanlar, sabretmesini bilmelidirler.*

Ø

Ø Paylaşacak bir şeyiniz kalmadıysa, dostluğunuz bitmiş demektir.**

Ø

Ø Dostluk, içimizdeki beni yok etmeden, bir yaşamaktır.*

Ø

Ø Dostluk, kendi benini kaybetmeden biz olabilmektir.”

Ø

Ø Dost huzur verir.*

Ø

Ø Bize düşmanlık gösterisinde bulunanlara karşı dostluk gösterisinde bulunanlar bizden değildir. Her ikisi de bizden dostça bir beklenti içine girmemelidir.*

Ø

Ø Yanlış yaptığınızda gerektikçe size en acımasız davranan, doğru yaptığınızda gerektikçe en çok kucak açan kişi, sizin gerçek dostunuzdur. Yanlış yaptığınızda size masaj yapar gibi dokunduran, doğru yaptığınızda da size masaj yapar gibi okşayan kişinin size dost olduğu kuşkuludur.*

Ø

Ø Sizi değil, düşüncelerinizi sevdiğini söyleyenler sizin düşüncelerinize inanmıyordur.*

Ø

Ø Hoşlanmadığınız biriyle birlikte olmak, kendi hakkına tecavüz etmektir.*

Ø

Ø Dostun iyisi senin yanlışlarını gösteren, doğruları yapmana destek olandır.*

Ø

Ø İttiğin zaman yürüyen araba, seni zor durumda bırakır.*

Ø

Ø Kişiye bakarak değil, fikrine bakarak değer ver.*

Ø

Ø Kıskanan kişi, paylaşmasını bilmeyen kişidir.*

Ø

Ø Zayıf insanlar kendilerine zayıf dostlar ararlar.*

Ø

Ø İçini açmayan kişi kibrini açar.*

Ø

Ø İnsanın iyisi hayırlı olan şeyleri, değersiz olan şeylere değişmez.*

Ø

Ø Sizin dostunuz, sizi uyaran, uyarıcı mesajlar verendir.*

Ø

Ø İki taraf da birbirlerine bir şeyler veriyorsa, orada dostluk vardır. Sadece bir taraf veriyor, diğer taraf bir şeyler vermiyor; ama alıyorsa, o diğerini kullanıyor demektir. İki taraf da birbirlerine bir şeyler vermiyorsa, orada çıkar ilişkileri var, taraflar birbirlerini idare ediyorlardır. Dostluğun dışındaki tüm ilişkiler uzun süreli olmayacaktır. Parazitlik yapan ikinci durumdaki kişi uyanıklığı, diğer tarafında aptallığı/saflığı/iyi niyeti oranında bu ilişki sürebilir. Üçüncü gruptaki kişiler ise, önlerine fırtınalar, duvarlar veya yeni daha üst çıkarlar buluncaya kadar ilişkilerini sürdürebilirler.*

Ø

Ø Başkalarının yanında gösteriş yapan, unutma ki seninle başbaşa kaldığında kibirlenir.*

Ø

Ø Başkalarının yanında konuşmaktan çekinmeyenler, sizinle birlikte iken kibirli davranabilirler.*

Ø

Ø Sizin yanınızda gayet iyi dost olanlar, başkalarının yanında gösteriş adına çekingenlik gösterebilirler.*

Ø

Ø Kibirlilik, gösteriş düşkünlüğü ve kıskançlık, kişilik sahibi olamamaktan kaynaklanır.*

Ø

Ø Kıskanç insanlar, kıskançlıkları ölçüsünde kötülüklere teşebbüs ederler.*

Ø

Ø Kıskançlık, doğru yapan veya yanlış yapmayan insanlardan rahatsız olmak veya onları engelleme yoluna gitmektir.*

Ø

Ø Değer arayanlar, zaten değersizdirler ya da az buçuk değerlerini de kaybederler.*

Ø

Ø Yüksek değer arayanlar, ya hak etmiyorlardır veya tapınmayı ve tapılmayı özlüyorlardır.*

Ø

Ø Değer arayanların kişiliklerini kaybettiğini bilmeyen var mı?*

Ø

Ø Herkes beklentisi ölçüsünde adım atar.*

Ø

Ø Yükseliş ve itibar için insanları yüceltenler alçalırlar.*

Ø

Ø Yükselmenin de alçalmanın da sınırı ve sonu yoktur.*

Ø

Ø İnsanlar, ne kadar aşağıda olurlarsa, o kadar kendilerini yukarıda sanıyorlar.*

Ø

Ø Yükseliş ve alçalış, insanlara endeksli değil, dürüstlük ve mücadeleye endekslidir.*

Ø

Ø Yükselmek için mücadele verenler, kendilerine kul ve köle arıyorlar demektir.*

Ø

Ø Ne yükseklik ve ne de alçaklık mücadelesi verin. İnandığınız şeyler için savaşım verin; zaten hak ettiğiniz yere gelirsiniz.*

Ø

Ø Yükselmek veya alçalmak için mücadele etmeye gerek yok. Siz zaten inandığınız seviyedesiniz.*

Ø

Ø İnsanlardan beklenti içine girenler, elbette başarısız olacaklar, elbette hayal kırıklığına uğrayacaklardır.*

Ø

Ø İnsanlardan beklenti içinde olanların, kişilik sahibi olduklarından söz edilemez.*

Ø

Ø Kimden beklentilerimiz varsa, ona kul oluyoruz demektir.

Ø

Ø Beklenti, bir çeşit tapınmadır.*

Ø

Ø İnsanlardan beklenti içine girenler, hem aşağılanırlar, hem pişman olurlar.*

Ø

Ø Şeref ve itibarı kimin yanında arıyorsanız, arzularınızı da onların yanında arayın.*

Ø

Ø Şeref ve itibarı başkalarının yanında arayanlar, var olan şeref ve itibarlarını da kaybederler.*

Ø

Ø Değerli olmanın yolu, erdemli işler yapmaktan, dürüst kişilere destek olmaktan; yanlış yapmamaktan ve kötülere karşı mücadele etmekten geçer.*

Ø

Ø Yükseliş için mücadele verenler, alçaklıklarını kendileri belgelemişlerdir.*

Ø

Ø İnsan kendisini nasıl hissediyorsa o kadar değil, ne kadar değer üretiyorsa o kadar piyasa değerine sahip olur.*

Ø

Ø Batağa batanlar, kişiliklerini kaybetmişlerdir.*

Ø

Ø Doğallığın dışındaki her tavır, kişiliğin zedelenmiş halidir.*

Ø

Ø Kendilerine güvenmeyenler kişiliksizdirler.*

Ø

Ø İnanmadığı şeyleri yapanlar kişiliksizdirler.*

Ø

Ø Özgüveni olanlar, çevrelerini değiştirirler. Özgüveni olmayanlar, kendilerini bile değiştiremezler.*

Ø

Ø Dünyanın en korkakları, özgüveni olmayan kişilerdir.*

Ø

Ø Özgüveni olmayanlar, bukalemun gibidir.*

Ø

Ø Özgüveni olanlar, kendi başlarına bir çevredir. Özgüveni olmayanlar, kendilerine bir çevre ararlar; ama doğru dürüst bir çevreleri dahi yoktur.*

Ø

Ø Özgüveni olanlar, değişim ve gelişimin öncüsü, kişiliksizler ise, gerilimin ve geriliğin öncüleridir.*

Ø

Ø Doğulu gibi ilkeli, batılı gibi medeni ve dürüst bir insan gibi kişilikli olmalısın.*

Ø

Ø Tehlikelere karşı önlem almayı ciddiye alan insanlar güvenilir insanlardır.*

Ø

Ø Dünyanın en güvensiz insanlarından biri de, başına geleceklere karşı önlem almayandır.*

Ø

Ø Gerektiğinde gülmesini ve ağlamasını bilmeyen; gerektiğinde rahatsız olmayan ve sinirlenmeyen; gerektiğinde sevinmeyen ve üzülmeyenler dünyanın en güvensiz insanlarıdır.*

Ø

Ø Güvensiz insanlar arasında emniyet içinde yaşamak, daha tehlikelidir.

Ø

Ø Güvenilir olanı test etmek, bir çeşit kumar oynamaktır.*

Ø

Ø Haklı nedene dayanan her duyguyu (ağlamak-gülmek-sinirlenmek-sevinmek v.b.) dolu dolu yaşamak kişiyi daha sağlıklı ve daha huzurlu yapar. Haklı nedene dayanmayan herhangi bir duyguyu yaşamak ise, kişiyi gerer, strese sokar.*

Ø

Ø Dürüst insanlar, duyguları doğru zamanda ve doğru yerde dolu dolu yaşayanlardır. Dürüst insanlar en sağlıklı insanlardır. Sahtekarlar da en sağlıksız ve kişiliksiz.*

Ø

Ø Yaşaman gereken duyguyu geciktirme. Ertelenmiş duyguyu yaşamak, seni mutlu etmez.*

Ø

Ø İçinde olanları, sadece duygularınla ortaya koyabilirsin.*

Ø

Ø Duygularını baskı altına alanlar, alçalmaya mahkûmdurlar.*

Ø

Ø Melankoli (çöküntü, bunalım, kriz, mikromanyaklık) içinde yaşayanlar, sanki egosuz yaşıyorlar; sanki onların idleri (dürtüsel arzuları) ve süperego (maskeleri, sansürleri) var; ama bunları disipline edecek egodan (ben) yoksunlar.* Benlik duyguları gelişmemiş.

Duygularını kısanlar (Melankoli=Mikromanyak).*

Ø

Ø Duyguları içten geldiği gibi değil, başkalarının beğenisini kazanmak için abartanlar megalomanyaklardır. Onlar kendilerini zeki ve güçlü sanırlar.

Duygularını abartanlar (Megalomanyak).*

Ø

Ø Siz, size verilen duyguların tamamını yaşarsınız; ama bunları ne amaçla yaşadığınız önemlidir. Sevinçlerini yanlış yerlerde kullananlar, üzüntülerini de yanlış yerde kullanırlar.*

Ø

Ø Hırsların ve ihtirasların başladığı yerde saf duygular sona erer.

Ø

Ø Yaşam planınız sizin elinizde değilse, varlığınızı rastlantıya bırakmışsınız demektir.

Ø

Ø Yaşamak demek, tehlike içinde olmak demektir.

Ø

Ø Şerefle bitirilmesi gereken en ağır görev hayattır! Bu nedenle bir lokma için şerefini ayaklar altına almaya, bir anlık zevk için namusunu lekelemeye, bir zamanlık mevki için ayak öpmeye, günlük menfaatler için faziletini kopartmaya değmez.

Ø

Ø İnsanların beynindeki önyargıyı yok etmek, atomu parçalamaktan daha zordur.

Ø

Ø Dolmuş insanı boşaltmayı, boşalmış insanı doldurmayı dene.*

Ø

Ø Bir toplumun aile yapısını bilmeden, o toplumu değiştiremezsin.

Ø

Ø Bir şey sallantındaysa, onu sallayan birisi var demektir.*

Ø

Ø En çok çiy damlası, en sessiz gecede düşer, biliyorum.

Ø

Ø İnsan doğru zamanda yaşamazsa, asla doğru zamanda ölemez.

Ø

Ø Asık suratlı olmak için yüzümüzde on dört kasın çalışması gerekiyor, gülmek içinse üç kas.

Ø

Ø Değişmeyenler sadece ölülerdir.*

Ø

Ø Dans eden bir yıldız doğurmak isteyen, önce kendi içinde büyük taşkınlıklar ve kaos yaşamak zorundadır.

Ø

Ø Belki benim öğrencilerim henüz dünyaya gelmediler. Benim günlerim yarından sonraki günler. Bazıları ölümlerinden sonra doğarlar!

Ø

Ø Bir ton gorili kelebek ağıyla yakalamak.

Ø

Ø Başkaları sizi geçici olarak durdurabilir; ama siz kendinizi sürekli olarak durdurabilirsiniz.

Ø

Ø Değişim; ancak yeterince güçlü arzular olduğunda mümkün olacaktır.

Ø

Ø Alışkanlıkların zincirleri, önce duyulmayacak kadar hafif, sonra kırılamayacak kadar güçlü olur.

Ø

Ø Değiştiremediğin şartların da tadını çıkarabilmelisiniz.*

Ø

Ø Yaşam tarzlarından ve yetişme biçimlerinden ötürü, insanların zihnini bir takım saplantılar ve kuruntular oluşturur. Bu kuruntu ve saplantılar, insanın gerçeği görmesini ve doğaya hakim olmasını engeller.

Ø

Ø Doğal bir ortam katılımı getirir.*

Ø

Ø Güçlü gözyaşları temizler.

Ø

Ø Anlatınca açılabileceğine, konuşunca bazı yüklerin atılabileceğine inanıyorum.*

Ø

Ø Bazen, sorulmayan soru en önemli sorudur.*

Ø

Ø Gerçeğin ne kadarına dayanabilirsin?

Ø

Ø Her insan, gerçeğin ne kadarına dayanabileceğini seçmeli.

Ø

Ø Söylenilecekleri söyle, yapılacakları yap; ama şikâyetçi olma!*

Ø

Ø İdeal evlilik ilişkisi, her iki insanın da yaşamını sürdürmesi için bu ilişkiye muhtaç olmadığı zaman kurulanıdır.

Ø

Ø Bir beyinsel üretici olmaya ve ortaya yeni üreticiler meydana getirmeye hazır değilsen çocuk yapma. İhtiyaç için çocuk doğurmak yanlış bir şey, yalnızlığını hafifletmek için çocuğu kullanmak yanlış, insanın kendisine benzer bir kopya çıkarmayı kendine amaç edinmesi de yanlış. Tohumlarını geleceğe doğru kusarak ölümsüzlüğü araması da yanlış, sanki onlar bilinç taşırmış gibi.

Ø

Ø Çocuklarınızı yetiştirmek için önce kendinizi yetiştirmeniz gerek. Aksi halde, hayvani ihtiyaçlarınız ya da yalnızlığınız ya da içinizdeki boşlukları doldurmak için çocuk sahibi oluyorsunuz demektir. Bir baba olarak göreviniz bir başka benlik, bir başka Ali, Veli, Ayşe, Fatma değil; daha yüce bir şey üretmektir. Bir çözüm üretici üretmektir.

Ø

Ø Evlilik bir hapishane değil, içinde daha yüce bir şeylerin yetiştirildiği bir bahçe olmalıdır. Belki de evliliğinizi kurtarmanın tek yolu onu bitirmektir.

Ø

Ø Evlilik bağını koparmanız, onun sizi koparmasından daha iyidir.

Ø

Ø Akıllı insanlar; dürüstlüğe, aklı kullanmaya, çalışkanlığa, bilgi ve beceriye, sonra da fiziksel görünüme öncelik verirler.*

Ø

Ø Bizler arzu edilenden ziyade arzulamaya âşığızdır.

Ø

Ø En çok arzu edilen kadın en çok korkulan kadındır. Tabii bunun nedeni onun ne olduğu değil, bizim onu nasıl gördüğümüzdür.

Ø

Ø Aşık olmak demek, yaşamdan nefret etmek demektir.

Ø

Ø Sevgi, bilinçli bir tercih; aşk ise, kendini kaybediştir.*

Ø

Ø Aşk, bir anda başlar, bir anda biter.*

Ø

Ø İnsanlar aşk için, kendilerini de aşık olduklarını da bir anda harcayabilirler.*

Ø

Ø Aşık olan, aşık olduğu kişiyi bir anda göklere de çıkarabilir; yerin dibine de geçirebilir. Oysa sevgi, karşınızdaki kişide gördüğünüz güzellikler ve doğru şeylerden dolayı ağır ağır başlar; yanlış yapınca da ağır ağır biter.*

Ø

Ø Kimse sevdiğini bir anda sevmedi, bir anda da terk etmedi.

Ø

Ø İnsanlar aşk ile sevginin ayırımını yapabildikleri zaman, aşık olmaktan kurtuldukları zaman, gerçek özgürlüğe kavuşurlar.*

Ø

Ø Her aşık, aşık olduğuna kul-köle olur; yanlış isteklerine boyun eğer. Oysa seven, yanlışa boyun eğmez; yanlışları düzeltmek için mücadele verir.*

Ø

Ø Fiziksel görünüme ve ekonomik güce öncelik verenler, sonuçta kaybederler.*

Ø

Ø Bir insan dürüst bir dosta sahip olmaktan daha güzel bir hazineye nasıl sahip olur ki?*

Ø

Ø Bir insan, dürüst ve çalışkan olan yüzlerce, binlerce insanı sevebilir; ama bir meczup, sadece bir kişiye aşık olur. *

Ø

Ø Aşk ile sevginin ayırımı belki şuralarda ortaya çıkar: Sevdiğinizi zannettiğiniz kişinin her türlü isteğini, -örneğin, uyuşturucu kullanma, hırsızlık yapma, adam öldürme, kendine ve insanlara zarar verme gibi isteklerini- sırf o istediği için kabul ediyorsanız, siz aşıksınız, demektir. Dünya üzerinde o kadar ciddi olaylar yaşanırken, bunlara kayıtsız kalıyor ve sevdiğinizi zannettiğiniz kişiden başkasını gözünüz görmüyorsa, siz aşıksınız demektir. Çevrenizde onca haksızlıklar oluyor ve siz de bunlara aldırmayarak, kafanız hâlâ bu kişiyle meşgulse, siz aşıksınız demektir. Bu durumda sizin ne kendinize ve ne de çevrenize bir yararınız olmaz. Sizden sorumluluk beklenmez. Çünkü siz dünyada sadece iki kişinin yaşadığını sanmaktasınız. Oysa seven insanlar çevresinde olup bitenlere kayıtsız kalmazlar.*

Ø

Ø Aşık olmak, saplantı içine girmektir.*

Ø

Ø Aşık olanlar, bir kişinin dışında kalan her şeye karşı kördürler.*

Ø

Ø Aşk, bir takıntıdır. Takıntı gerçekçi değil.*

Ø

Ø Aşk, avanaklıktır. Aklı birkaç karış havada olmaktır.*

Ø

Ø Mensup olduğun topluma verebileceğin bir hizmet, yapabileceğin bir katkı var ise ve sen yapmıyorsan; sen ya tembelsin, ya bencilsin ya da KORKAKSIN!

Ø

Ø Kendisi sürekli tükettiği halde, bir şeyler üretemeyen bir insanın ne kadar zararlı olduğunu düşünebiliyor musunuz?*

Ø

Ø Herkes, bir şeyler üretmedikçe enflasyon zorunludur.*

Ø

Ø İnsanın değeri yok diye sızlanıyorsun. Üretmeyenlerin değerinden söz edilemez.

Ø

Ø Çocuğu, ya da bir insanı kim yetiştirir, kim değiştirebilir? Anne-baba, çevre… Doğru değil! Çocuk bulunduğu çevrede kime hayranlık, ilgi, yakınlık ve sevgi duyuyorsa, o yetiştirir, o değiştirebilir. Daha doğrusu onun yetiştirmesine gerek kalmaz. Çünkü çocuk o kimseyi, örnek alır, model alır, onu aynalar. Çocuk onun karakteriyle karakterlenir. İlgi, yakınlık ve sevgi duymadığı birisi, isterse babası olsun, onu yetiştiremez, değiştiremez; tam tersine çocuk, yakınlık duymadığı kişinin söylediklerinin aksini yapar. Kişi birini beğenebilir, takdir edebilir, onunla ilgili olumlu duygular besleyebilir; ama bu onu aynalayacağı anlamına gelmez.*

Ø

Ø Bildiğin zaman susma, bilmediğin zaman konuşma.*

Ø

Ø İyi öğretmen, öğrencisinden de bir şeyler öğrenendir.*

Ø

Ø Yürümesini öğrenmeden uçamazsınız.

Ø

Ø Sıfırı sıfırla bin kez de çarpsanız yine sıfır elde edersiniz!

Ø

Ø Senin yolunu ben tasarlayamam, çünkü o zaman senin yolun olmaz. Ama yeterince cesaretin varsa, kendi yolunu kendin bulursun.

Ø

Ø Nasıl farklı yaşanacağını size ben söyleyemem, diyelim ki söyledim, o zaman da başka birinin tasarladığı bir yaşamı yaşıyor olurdunuz.

Ø

Ø Benim ‘biz’ haline getirebilmem için önce ‘ben’ olmam gerek.*

Ø

Ø Bir psikologun, bir ruh çözümcüsünün herkesten daha fazla ihtiyacı vardır sertliğe. Yoksa içi yalnızca acımayla dolar. Öğrencisi ise sığ sularda boğulur.

Ø

Ø Bugün en iyi öğretmenin, öğrencisinden bir şeyler öğrenen öğretmen olduğunu anladım.

Ø

Ø Toprak ne kadar zengin olursa, orada bir şey yetiştirememen de o kadar affedilmez olur.

Ø

Ø İçeri çektiğiniz nefes, dışarı verdiğiniz nefesten daha soğuktur.

Ø

Ø Uçmak istiyorsunuz, ama uçmaya kanat açmakla başlayamazsınız. Size önce yürümesini öğretmek zorundayım ve yürümeyi öğrenmenin ilk adımı, kendi kurallarına uymayan insanın başkaları tarafından yönetilmek zorunda kalacağını anlamaktır. Başkalarının kurallarına uymak, insanın kendisini yönetmesinden çok, hem de çok daha kolaydır.

Ø

Ø Kendinden hiç hoşlanmayan pek çok insan gördüm; bunlar önce başkalarını kendileri hakkında iyi düşünmelerini sağlamaya çalışırlar. Bunu başarınca da bu sefer kendileri hakkında iyi düşünmeye başlarlar. Ama bu sahte bir çözümdür; bu başkalarının otoritesinin altına girmeyi kabullenmektir. Size düşen ödev kendinizi kabullenmenizdir, benim sizi kabullenmemin yollarını aramak değil.

Ø

Ø Bir kitap bizi alıp diğer kitapların üzerine çıkaramıyorsa o kitabın neresi iyidir?*

Ø

Ø Ustalık, karşındaki insanın zaafları ya da hataları karşısında onu yargılamadan, dışlamadan veya onunla bağları koparmadan, onun düzelmesi için sevgiyle, cesaretle ve gerçeklerden uzaklaşmadan zaafları veya hataları aşma konusunda ışık yakmaktan, kendi çözümünü kendisinin bulmasını sağlamaktan, onu aydınlatmaktan geçmektedir.*

Ø

Ø Disiplin, kararlılık ve denetimdir.*

Ø

Ø Yüzü kızaran tek hayvan biz miyiz?

Ø

Ø Dürüstlük, insanlık için yararlı şeylerin mücadelesini vermek; doğrulardan taviz vermemek; daima doğru şeyler yapanların yanında olup onların destekçisi olmak ve yanlış yapanların savunucusu olmayıp onların karşısında olmak; içimizdekilerin bakışlarımıza, sözlerimize, ses tonumuza, dahası tüm organizmamıza yansımasıdır.*

Ø

Ø Duvarı sağlam olmayanın duvarı tepeye çıktığı zaman göçer.

Ø

Ø Temeli sağlam olmayan bina, kurulduğu yere çöker.

Ø

Ø Kökü hastalıklı olan ağacın içinde zehirli kurtlar gezer.

Ø Sağlam ağaç fırtınalı havada belli olur.(Köklerinin sağlam olup olmadığıyla)

Ø

Ø Çürük bir ağaç, üzerinde uzun süre sağlam meyve taşıyamaz.

Ø

Ø Sağlam ağaç da, üzerinde uzun süre çürük meyve taşımaz.

Ø

Ø Gururlu bir yüceliğe erişmek isteyen ağaç fırtınalı hava ister. Yaratıcılık ve keşif de acıda saklıdır.

Ø

Ø En ulu ağaç en yükseklere uzanan ve köklerini en derinlere –hatta kötülüğün içine. salan ağaçtır.

Ø

Ø Başkalarını değil, daima kendini oyna. Kendin doğru değilsen, doğru olanı oynamayı dene.*

Ø

Ø Dürüst olursan sevilirsin, kıvırtırsan kovulursun.*

Ø

Ø Çalışkan olmayan insan, boş şeylerle uğraşan insandır.*

Ø

Ø Doğruysa uy, yanlışsa karşı koy.*

Ø

Ø Yapılacak ilk devrim, insanın kendi içinde yapacağıdır; insanın kendi hakkında bir düşünceye sahip değilken, bir düşünce uğruna savaşması yapılabilecek en tehlikeli şeylerden biridir.

Ø

Ø Yaprağı gür, ama kökü zayıf bir ağaç ilk güçlü rüzgârda devrilir, buna karşılık kökü güçlü ama az yapraklı ağaçta can suyu bin bir güçlükle dolaşır; kökler ve yapraklar aynı ölçüde gelişmelidir kiağaç hem rahat gelişsin, hem zamana meydan okusun.

Ø

Ø Dürüst bir dost bulmak, bir hazine bulmak gibidir. Dürüst bir dostu kaybetmek, tüm servetini kaybetmeye benzer. O serveti tekrar kazanmak için tekrar tüm hayatını ortaya koyman gerekir.*

Ø

Ø Duygularını içlerinden geldiği gibi yaşayamayanlar özgür değildir; dürüst de değildir.*

Ø

Ø Dürüst insanlar beynini sonuna kadar kullanmak zorundadır. Sahtekarlar ise, beynini sadece büzer.

Ø

Ø Dürüstlük, başkalarını rahatsız etmeden, kimseye zarar vermeden içten geldiği davranmaktır.*

Ø

Ø Pısırık insanlar, dürüst olamazlar. Kişiliksizler de.*

Ø

Ø Kişinin kalitesi/gerçek yüzü, ayrılık(kopma) anında, öfke anında, zor zamanda veya üçüncü şahıslar yanında ortaya çıkar.*

Ø

Ø Parazitler, bağırsak da yaşar, bağırmasak da.

Ø

Ø Gurur aptalın oyuncağıdır.

Ø

Ø İnsanların elindeki para özgürlüğün; ardına düşülen para ise köleliğin ifadesidir.

Ø

Ø Kendi aklını kullanamayan insan, kitapların en güzeline de inansa özgür düşünemiyor demektir.

Ø

Ø Kendi tutkularının tutsağı olmayan kişi özgürdür.

Ø

Ø İnsan tanrılarını silemeyen özgür değildir.*

Ø

Ø Gerçek özgür olan hiçbir zaman köle olmaz, çünkü köle ancak korkan kimsedir. Köle olan da aynı nedenle özgür olamaz, görünüşte özgür olsa bile. Bilge, başkalarının doğal efendisidir, görünüşte köle olsa bile. Dış durumlar önemsizdir; bilge, kölelik içinde bile özgürdür.

Ø

Ø Aşkım için kendimi, özgürlüğüm için aşkımı da feda ederim.

Ø

Ø Doğruyu anlatanın sorumluluğu, bunu aktarmakla biterken dinleyenin sorumluluğu dinlemekle bitmez. dinlediğine sahiplenmesi gerekir.*

Ø

Ø Kaynatmak isteyenler, kaynayıp giderler.*

Ø

Ø Yanlış yapmayayım diye sakın hiçbir şey yapamaz duruma gelme!

Ø

Ø Işığımızı engelleyen duvarları ya aşmak, ya da kaldırmak zorundayız.

Ø

Ø Engeller, gözünüzü doğru hedeften ayırdığınız zaman ortaya çıkan korkunç şeylerdir.

Ø

Ø Zorluklarla karşılaştığında başını kuma gömmekten vazgeç!.. Çünkü senin başının kumun içinde olduğu dönemde de Dünya dönüyor!..

Ø

Ø Bir engelle, bir fırsat arasındaki fark; ona karşı olan tutumunuzdur. Her fırsatın bir zorluğu ve her zorluğun bir fırsatı vardır.

Ø

Ø Fırsatların sayısı, onları görecek insan sayısından çok daha fazladır.

Ø

Ø Hayatınızın direksiyonuna başkası değil, kendiniz geçin.*

Ø

Ø Hayatınızın en değerli günü doğduğunuz gün ile neden doğduğunuzu öğrendiğiniz gündür.

Ø

Ø Daha iyi olmak için çalışmayan iyi olarak kalamaz.

Ø

SAYGINLIK

Ø Saygınlığı içinde yaşadığın ortam; karakteri inandığın doğrular belirler.

Ø Saygınlık, sandığın; karakter olduğun şeydir.

Ø Saygınlık fotoğraftır; karakter ise yüz…

Ø Saygınlık dışarıdan; karakter içeriden gelir.

Ø Saygınlık, yeni bir topluluğa girdiğinde sahip olduğun; karakter ise, yeni bir topluluğa giderken elinde olandır.

Ø Saygınlık, zengin veya fakir; karakter ise mutlu veya mutsuz yapar.

Ø Saygınlık, insanların mezar taşına kazıdıkları; karakter ise, meleklerin Allah ‘ın huzurunda senin için söyledikleridir.

Ø Saygınlık, insan hayatı için her şey; karakter ise, saygınlığı yakalamanın koşuludur.

Ø

Ø Her şeye ‘evet’ demek zayıflık, güçsüzlük ve acizliktir; ‘Hayır’ diyebilmek, güçlü bir karakterin göstergesidir.*

Ø

Ø Sevgi için dürüstlük, saygı için insan olmak yeterlidir. *

Ø

Ø Sevgi için zamana ihtiyacımız vardır; saygı ise zaman gerektirmez.*

Ø

Ø Beni sevmek demek; öncelikle beni anlamak, beni önceliklerime sahip çıkmaktır; aç mıyım, susuz muyum, hasta mıyım, düşünerek buna yönelik çözümlerin peşine düşmektir.*

Ø

Ø Saygı, farklılıkları kabullenebilmedir. Saygı, başkalarının görüşlerini ve inançlarını kabul etmek değildir.*

Ø

Ø Saygı bir empati, bir hoşgörü, bir nezaket ve bir kabalaşmamadır. Saygı, dinlemek, alay etmemek, hakaret etmemek ve küçümsememektir.*

Ø

Ø Saygı, başkalarının yerine kendini koyabilmedir.*

Ø

Ø Saygı, birtakım kusurları cezalandırma yoluna gitmemektir.*

Ø

Ø Saygı, başkalarını anlayabilmedir.*

Ø

Ø Saygı, herkese; sevgi ise, sadece dürüstlere karşı gösterilir.*

Ø

Ø Yanlış yapanlara saygı, doğru yapanlara sevgi gösterilir.*

Ø

Ø Sevgiyle bağlanmadığınız insanlar sizi kolay kolay aldatamazlar.*

Ø

Ø Sevmek, birlik olmaktan geçer.*

Ø

Ø Doğu’da saygı, Batı’da sevgi eksik; Doğu’da hoşgörü, Batı’da samimiyet eksik değil mi? Batı ‘da kişilik sahibiymiş gibi, Doğu’da kişiliğine güvenmeyen bir insan modeli ortaya çıkar. Oysa gerçek kişilik sahibi olmak, saygı ve sevginin bir arada olmasıyla mümkündür.*

Ø

Ø Doğallığın olduğu yerde, gerçek saygı ve sevgi tesis edilir.*

Ø

Ø Doğallığın olmadığı yerdeki saygı ve sevgi sahtedir.*

Ø

Ø Kendi bacamızın dumanını görmek için başkasının penceresine gitmemiz zorunludur.*

Ø

Ø İşitirsen unutursun; görürsen hatırlarsın; yaparsan anlarsın. Okuduklarının %10 ‘unu; duyduklarının %20 ‘sini; gördüklerinin %30 ‘unu; hem görüp, hem duyduklarının %50 ‘sini; söylediklerinin %80 ‘ini; davranışlarınla birlikte söylediklerinin %90 ‘ını hatırlarsın.

Ø

Ø Bilgi öğretilir; ancak, bilgiyi kullanabilme becerisi öğretilemez… Beceri, çalışma sonucunda kazanılır.

Ø

Ø Üşüyen insan, ateşi düşünerek ısınamaz.

Ø

Ø Çalışmak gerektiğini düşünerek başarılı olamazsın.

Ø

Ø Bir şey TERCİH ise; yapmak zorunda olduğunuz için yaparsınız. Bir şey İNANÇ ise; istediğiniz için yaparsınız.

Ø Bir şey TERCİH ise; istediğiniz zaman yaparsınız. Bir şey İNANÇ ise; isteseniz de, istemeseniz de yaparsınız.

Ø Bir şey TERCİH ise; yalnızca bir seçenek olarak görürsünüz. Bir şey İNANÇ ise; zorunluluk olarak görürsünüz.

Ø Bir şey TERCİH ise; zorlanınca değiştirirsiniz. Bir şey İNANÇ ise; asla değiştirmezsiniz.

Ø Bir şey TERCİH ise; açık bir tanım veremezsiniz. Bir şey İNANÇ ise; ulaşılabilir ve değerli bir hale getirirsiniz.

Ø Bir şey TERCİH ise; ulaşamayabilirsiniz. Bir şey İNANÇ ise; kesinlikle ulaşırsınız.

Ø

Ø İnsanlar inandıkları şeyleri yapmalı; inandıkları şeyleri konuşmalı. İnandıkları şeyler yanlışsa, sözlerini ve davranışlarını değil, inançlarını değiştirmeli. İnançlarını değiştirmenin yerine söz ve davranışlarını değiştirenler, bizi kandırmak isteyen ikiyüzlülerdir.*

Ø

Ø İnanmadıkları şeyleri yapanlar ikiyüzlülerdir. Onlar yanlışı da yapsalar, doğruyu da yapsalar kişiliksizdirler.*

Ø

Ø İnanıyorsanız yaparsınız. Sadece doğru bulursanız, yapıp yapmayacağınızı düşünürsünüz.*

Ø

Ø İnanıyorsanız mutlaka çözümler bulursunuz. Sadece doğru buluyorsanız, zor gelince engeller bulursunuz.*

Ø

Ø İnananlar, yapacakları işlerde kınanmaktan çekinmezler.

Ø

Ø Yaşam zorlukları yenme savaşıdır.*

Ø

Ø İnanıyorsanız görür ve gösterirsiniz,

Ø İnanıyorsanız susmaz, konuşursunuz,

Ø İnanıyorsanız boş durmaz, araştırırsınız,

Ø İnanıyorsanız yaşama geçirirsiniz,

Ø İnanıyorsanız duygularınızı gizleyemezsiniz,

Ø İnanıyorsanız unutmazsınız,

Ø İnanıyorsanız başarırsınız…

Ø

Ø Başarılı insan, daima çözümün bir parçasıdır; başarısız insan ise, daima sorunun bir parçasıdır.

Ø Başarılı insanın her zaman bir programı vardır; başarısızın ise, her zaman bir mazereti vardır.

Ø Başarılı insan, işine yardım edeyim, der; başarısız ise:“ Bu, benim işim değildir.” der.

Ø Başarılı insan, her soruna bir çözüm bulur; başarısız ise, her çözümde bir sorun görür.

Ø Başarılı insan:“ Zor olabilir, ama imkansız değildir.” der; başarısız:“ Mümkün olabilir, ama çok zor.” der.

Ø Başarılı insan, en olumsuz durumda bile bir çıkış noktası görür; başarısız, en olumlu durumda bile engeller bulur.

Ø

Ø Bir insanın başarısı ile başarısızlığı arasındaki ayırıcı çizgi, zamanı ne kadar iyi yönettiği konusunda ortaya çıkar.

Ø

Ø Elimizden gelen her şeyi yapabilseydik, kesinlikle hayretten dilimizi yutardık.

Ø

Ø Yenilgiyi daha baştan kabul eden insanlar, hiçbir zaman zafere kavuşamazlar.

Ø

Ø Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde çıkmamıştır.

Ø

Ø Yüzünüzü güneşe döndüğünüzde gölge arkada kalır.

Ø

Ø Vazgeçmek; geçici bir sorun için kalıcı bir çözümdür.

Ø

Ø Başarısızlık bozguna uğramak değildir; ertelemedir. Bizi yolumuzdan geçici olarak saptıran dolambaçlı bir yoldur; bir çıkmaz sokak değildir.

Ø

Ø Eğer bir çocuk, sürekli eleştirilmişse; kınamayı ve ayıplamayı öğrenir.

Ø Eğer bir çocuk, kin ortamında büyümüşse; kavga etmeyi öğrenir.

Ø Eğer bir çocuk, alay edip aşağılanmışsa; sıkılıp utanmayı öğrenir.

Ø Eğer bir çocuk, devamlı utanç duygusuyla eğitilmişse; kendini suçlamayı öğrenir.

Ø Eğer bir çocuk, hoş görüyle yetiştirilmişse; sabırlı olmayı öğrenir.

Ø Eğer bir çocuk,desteklenip yüreklendirilmişse; kendine güven duymayı öğrenir.

Ø Eğer bir çocuk, aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse; bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.

Ø

Ø Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar.

Ø

Ø Adalet, topaldır; ağır yürür; fakat gideceği yere er geç varır.

Ø

Ø İki insan arasındaki tek fark, sahip oldukları zaman değil, bunu nasıl kullandıklarıdır.

Ø

Ø Dün tecrübedir öğren.. Yarın tahmindir planla.. Bugün fırsattır kullan.

Ø

Ø Çalışanlar geçinirler; mücadele verenler kazanırlar.*

Ø

Ø Mücadele vermeden bir şeyleri kazanamazsınız.*

Ø

Ø Ekmeğini mücadele vererek elde ettiklerine inananlar, mücadele vermekten vazgeçmezler.*

Ø

Ø Mecburiyetten kusanlar, içlerindekini tam boşaltmadan temizlenemezler.*

Ø

Ø Arınmak istemeyen kimseler, istemeden de olsa kirliliklerini ortaya dökebilirler.*

Ø

Ø Doğruların değil, felaketlerin değiştirdiği insanlar gerçekte değişmemişlerdir.*

Ø

Ø Kendi kabuğuna çekilen insan, ne dikenin acısını, ne gülün kokusunu tanıyabilir. Bu da onu, gerçek yaşamı tanımaktan uzaklaştırır.

Ø

Ø Yalnızlığımı elimden aldıkları halde gerçekten eşlik etmeyenlerden nefret ederim.

Ø

Ø Bazıları için af(cezalandırılmama) bir ödüldür(Bkz. Affetmek)-42/30*

Ø

Ø Bazıları için affedilme bir ödül olabilir; oysa affetmek, sadece cezalandırma yoluna gitmemektir.*

Ø

Ø Haberi nasıl gördüğünüz, nereden baktığınıza bağlıdır.

Ø

Ø Ancak haz verecek şeylerin ölçüsünü acı verecek şeylerin karşısında iyice tartıp değerlendirmeyi bilen kimse, daha büyük hazlar için daha küçük hazlara yüz çevirmeyi öğrenen, hatta sırasında daha büyük hazza erişmek için acıyı üzerine almaya hazır olan kimse, erdemli bir insan adını almaya hak kazanmıştır. Böyle bir kimse artık mutluluğunu rastlantıya değil, kendi akıllılığına ve kendi eylemine borçludur.

Ø

Ø Her iş ve hamlede önce hedef ve amacın tayin edilmesi gerekir ki, insan vesilelere(nedenlere) bağlanıp kalmasın.

Ø

Ø Öğrenci hazır olduğunda, öğretmen gelir.

Ø

Ø Yanlışları ve kötülükleri öncelikle Allah‘tan korktuğun için değil, yanlış ve kötü olduğu için yapma; ama yanlış ve kötülük yaptığın zaman, Allah‘tan kork. Doğruları ve iyilikleri öncelikle Allah‘tan ödül bekleyerek yapma; ama doğruları ve iyilikleri yaptığın zaman, Allah‘ın yardım edeceğini ve karşılık vereceğini ümit et.*

Ø

Ø Bir şeyin yanlış ve kötü olduğunu aklını kullanarak Kur’an ve bilim yoluyla öğrenebilirsin.*

Ø

Ø Allah‘ı hesaba katarak kötülüklerden kaçınmak, Allah‘tan korktuğun için kötülüklerden kaçınmak değildir. Bu ifade, yanlış ve kötülükleri Kur’an‘dan öğrenerek kesin bilgiyle inanma, bu konuda kuşkuya düşmeme; yanlış ve kötülük yaptığın zaman Allah‘ın karşılık vereceği bilincinde olmaktır.*

Ø

Ø Düzeltmek nasıl olur mu dedin? İşte sana ipucu:

Akıllı bir öğrenciyi, akıllı bir tüccarı düşün. Öğrenci zayıf alıyorsa, tüccar malını satamıyorsa nelere dikkat eder?

a)Başarısızlığın ve zayıf almanın gerçek nedenlerini tek tek sıralar.

b)Bundan sonra bu sorunun üstesinden gelebilmek için gerçekten yapabileceği şeyleri tek tek sıralar. Kandırmadan ve kendini avutmadan…

Hatayı düzeltmede atılacak ilk ve en önemli adım, NEDENLER VE ÇÖZÜMLER ‘dir. Nedenleri ve çözümleri sunarken ne ölçüde dürüst, samimi ve gerçekçi olursanız, sorunu o ölçüde aşarsınız.*

Ø

Ø Uygarlık, yozlaşmadan uzlaşabilmedir.*

Ø

Ø Medeni olmak, belli bir asra ve çağa ait bir davranış değildir.*

Ø

Ø Hata yapmış olsan da, ilkeli, uygar ve kişilikli olmalısın.*

Ø

Ø Kişilikli insanlar ne alçalırlar ne de böbürlenirler.*

Ø

Ø Doğal olan, abartısız ve yapmacıksız olandır.*

Ø

Ø Güneşin bize ulaşmasını istiyorsak, gölgeden çıkmamız gerek.

Ø

Ø Din, karakter ve kişilik etiğidir.*

Ø

Ø SÜRÜ PSİKOLOJİSİ: Grubun üyelerini, elindeki olanakları ve bilgiyi fazlasıyla yeterli görme:

Bizim yeterli düzeyde adamımız, paramız, hastanemiz, okulumuz, marketimiz, manavımız, kasabımız, terzimiz, berberimiz, doktorumuz, mühendisimiz, öğretmenimiz, hocamız var.

Grubun dışındaki her şeyi ve herkesi gereksiz ve fazlalık olarak görme, ilgisiz kalmak .*

Ø

Ø Dua etmek, Allah ‘a yaklaşmanın en güzel yoludur. İnsanla Allah arasındaki en güçlü ilişki duadır.*

Ø

Hayata ve insanlara siyah-beyaz bakınca insanlar kabaca ikiye ayrılıyor: Dürüst-sahtekar, dost-düşman, alim-cahil, akıllı-akılsız, basiretli-basiretsiz, ahlaklı-ahlaksız, zalim-mazlum, çirkin-güzel, seviyeli-seviyesiz, iyi-kötü, sorumlu-sorumsuz, çalışkan-tembel… Oysa siyah-beyaz arasında onlarca ve hatta yüzlerce ton var. Kişi yaşam boyu iyi gözlemler yaparsa bilgi ve deneyim sahibi olur, bu sayede görme gücü artar ve aradaki renk tonlarının farkına varır. Hem adalet ince ayar gerektirdiği için aradaki bu nüansları göz ardı etmek önemli sorunlara yol açar.*

Ø

Tembellik kişiyi bencilliğe, bencillik sorumsuzluğa, sorumsuzluk başarısızlığa, başarısızlık kıskançlığa, kıskançlık ise bazı yerlerde ikiyüzlü ve gösterişçi tutum takınmaya, bazı yerlerde kibirli davranmaya sürükler. Tüm bunların sonucunda arsızlık, aldırmazlık, aymazlık, duygusuzluk, duyarsızlık ve düzenbazlık baş gösterir. Tüm bunların sonucunda; arsız, aldırmaz aymaz, duygusuz, duyarsız ve düzenbaz bir kişilik ortaya çıkar.*

Ø

Dostunun başarısına sempati duymak, kişi merkezli değil değer merkezli bir yaşamın ve özgüvenin sonucudur. tur

Ø

Yolu uzatanlar yürümeye katlanmalıdırlar.*

Ø

İnsan tükettikleriyle beslenmiştir.*

Ø

Hakkını aramayan, haklarından yoksun kaldığı gibi kendisini belirsizliklere ve karanlıklara mahkum eder.*

Ø

Soru sormak bir hak arayışıdır. *

Ø

İçlerinden geldiği gibi konuşanlar, içlerinden geldiği gibi yazanlar en azından sahtelikten uzak kalırlar. *

Ø

Söz anlaşılmak içindir. Güç peşinde koşanlar sözün anlam ve amacına değer vermezler. *

Ø

Yol, doğru amaca uygun hedefleri basamak yapıyorsa meşrudur. *

Ø

Savaşsız, terörsüz, kavgasız, barışçıl, dostça ve kardeşçe bir dünya dileğiyle herkese iyi bayramlar! *

Ø

Köprü, ilişki ve iletişim kurmaktır. Konuşmak ve yazmak köprü kurmaktır. Konuşmak anlaşmaya ve dostluğa götürür. Barış ve dostluk, konuşma köprüsü kurulmadan gerçekleşmez. Köprüler; farklılıkları birleştirir, farklılıklara, ulaşılmaz ve erişilmez sanılan noktalara ulaştırır. Konuşmak insancadır, dostçadır. Köprüler insancadır, dostçadır. Öyleyse, insanlarla aranızdaki köprüleri koruyun ve güçlendirin. *

Ø

“İnanç görünmeyene inanmaktır; görünmeyene inanırsanız başkalarının göremediklerini görürsünüz.”

Ø
Değer veriyorsanız emek veriyorsunuz, emek veriyorsanız değer üretiyorsunuzdur. *

Ø

Hak ve adalet arayışı, yeryüzünün en kutsal eylemidir. Tüm elçiler, hayatlarını buna adadılar. *

Ø

Sizi yarı yolda bırakanlar, demek ki kendileri açısından yolun sonuna gelmişlerdir. *

Ø

İnsana insanlık yaraşır. İnsan, kendisinde insanüstü bir güç vehmedince insanüstü bir özellik kazanamadığı gibi insanlıktan da çıkar. *

Ø

Yaptığı hiçbir şeyden pişmanlık duymayan kişi, herhalde insanlıktan çıkmaya karar vermiş biri olmalıdır. *

Ø

İnsan, yanlış yapınca yüzü kızaran, yüzü kızarmasa bile içinde bir yangı hisseden bir varlıktır. *

Ø

Merhametin en büyük göstergesi, insanların sorunları ve sıkıntılarının giderilmesinde onlara yardımcı olmaktır. *

Ø

Ahlak odaklı olmayan hiçbir inanç sistemi veya paradigmanın uzun vadede başarılı olması mümkün değildir. *

Ø

Hak ve adaletin gerçekleşmesi, ahlaki değerlerin egemen olmasına bağlıdır. *

Ø

İnsanın sahip olduğu değerler ve tanık olduğu işaretler, onun oyuna gelmemesi ve aldatılmaması için yeterli olmalı! *

Ø

Tam umutsuzluğa kapılmak üzereyken görüp izleyecek olanlara yeni bir ışık beliriverir. *

Ø

İnsan dürüst oldukça huzurlu, dostları dürüst oldukça mutlu olur. *

Ø

Esasında küçük şeyler de görecedir, kişinin algılama düzeyiyle ilgilidir. *

Ø

Kimisi küçük şeylerden mutlu olur, kimisi büyük şeylerden bile mutlu olmaz. *

Ø

Bir şeylere veya birilerine bağımlı yaşamak, büyük bir tutsaklıktır. *

Ø

Kula kulluk etmemek, büyük bir özgürlüktür. *

Ø

İnsan doğasında evrensel hakikatleri görebilecek ve onaylayacak potansiyel vardır. *

Ø

Doğadaki evrensel yasalar gibi insan ve toplum hayatında da evrensel değişmez hakikatler vardır. *

Ø

Dostluk ve sevgi, aynı dili değil aynı duyguları paylaşmakla gerçekleşir. Aynı dili konuşanlar değil aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir. *

Ø

Evrensel hakikatleri göreli görmek, görece değerleri evrensel görmeye yol açar. *

Ø

Her insan huzur verebilir; kimi gelince, kimi gidince…

Ø

İkiyüzlülük, yanlış yapınca yüzü kızarmamaktır. *

Ø

Eğitim koçları, yaşam koçları, eğitimciler, öğretmenler, eğiticiler, öğreticiler, üstatlar, antrenörler, öğrenciler, talebeler, talipler…

Ø

Değerlere sahip olmak insanı değerli kılar. *

Ø

Bu nedenledir ki realiteyi hiçe sayan bir idealite, elbette tökezlemeye ve başarısızlığa uğramaya mahkumdur. *

Ø

İnsanın hayalleri olabilir, ancak hayallerin idealler olduğu yerde, idealler de hayal olur ve yalnızca zihinsel boyutta kalır. *

Ø

Hayatın gerçeklerinden kopuk, gerçekleşmesi mümkün olmayan hayaller, ‘ideal’ olarak nitelenmez. *

Ø

Bütün peygamberler, ahlak odaklı ve ilahi kitap merkezli bir anlayışı savunmuşlardır. *

Ø

Doğruluk, akıl ve cesaret işidir. *

Ø

Ancak ahlak için empati, din için ahlak olmazsa olmazdır. *

Ø

Yaratıcının en doğru olanı önerdiği, yapılan hiçbir işin karşılıksız kalmayacağı, ilahi gücün hayata olan etkisi… *

Ø

Ahlakın olması da din için yeterli değildir. Din için de başka nitelikler söz konusudur. *

Ø

Dürüstlük, içtenlik, güven, sorumluluk, sadakat, tutarlılık, şeffaflik, özeleştiri… *

Ø

Empatinin olması, ahlak için yeterli değildir. Başka nitelikler de aranır. *

Empati yoksa ahlak yoktur; ahlak yoksa din yoktur. *

Ø

İdealleriyle dünyayı kurtarmayı amaçlayanlar, belki bütün dünyayı kurtaramasalar bile en azından kendi dünyalarını kurtarırlar. *

Ø

Habil’in sunusu halkın işine yaramış ve kabul görmüştür; Kabil’in sunusu bir işe yaramamıştır. *

Ø

Halkla ilgili işleri en güzel biçimde yapmak Habil’in, baştan savma ve gelişigüzel yapmak Kabil’in özelliğidir. *

Ø

Paradigma, ortaya çıkan sorunlar karşısında inancın ürettiği çözümler ve içtihatlardır; değerler sistemidir. *

Ø

“İdealler yıldızlar gibidir, onları tutmak mümkün olmaz ama karanlık gecelerde yolumuza onlar rehberlik ederler.”

Ø

İnsanı diğer canlılardan farklı kılan idealleridir. *

Ø

Farkındalık, varlığa saygıyla başlar… *

Ø

Büyük ideal sahipleri, küçük hesaplar yapmazlar. *

Ø

Amaçsız insan; rüzgarın önündeki çöp, denize atılan odun, ateşe atılan yakıt, topraktan çıkan ot gibidir. *

Ø

Saygı, sevgi ve sadakat birbirini izleyen 3S formülüdür. *

Ø

Her yerde kar var. /Yollar benim umudumdur yolları kapatmayın. Yağmayın yollarıma durun kar taneleri. /Karlar düşer. Düşer düşer ağlarım. :) *

Ø

Bir şeylerden söz ediyorsak bunu en güzel biçimde sunmalıyız. Halkın hizmetine sunulan her sunu; açık, anlaşılır ve beğenilir olmalıdır. *

Ø

Hayatımızın neden ve nasıl başladığından sorumlu değiliz; ancak neden ve nasıl geçirdiğimizden ve yitirdiğimizden sorumluyuz. *

Ø

Köprüler insancadır, dostçadır. Öyleyse, insanlarla aranızdaki köprüleri koruyun ve güçlendirin. *

Ø

Köprüler; farklılıkları birleştirir, farklılıklara, ulaşılmaz ve erişilmez sanılan noktalara ulaştırır. Konuşmak insancadır, dostçadır. *

Ø

Konuşmak anlaşmaya ve dostluğa götürür. Barış ve dostluk konuşma köprüsü kurulmadan gerçekleşmez. *

Ø

Köprü, ilişki ve iletişim kurmaktır. Konuşmak, yazmak köprü kurmaktır. *

Ø

İnsan sevdiğine: “Seni dünyalar kadar severim; ama inanç ve değerlerimi (örn, yaşam hakkını savunmayı) dünyalardan daha çok severim” diyebilmeli! *

Ø

Anlamak ve anlaşılmak insanca bir iştir. *

Ø

‘’Bir yılda ürün almak istiyorsan tohum ek, on yılda ürün almak istiyorsan ağaç dik, yüz yılda ürün almak istiyorsan insan eğit.‘’ Konfüçyüs

Ø

Bir insan köprü kurar, bin insan üzerinden geçer.

Ø

Gün boyunca bizler güneş toplarken güneş kar topladı. Günün sonunda güneş baskın çıktı; topladığı karlar bembeyaz örtüye dönüştü. *

Ø

Saygının olmadığı yerde sevgi gösterisi; içgüdüsel, sembolik veya sahtedir. *

Ø

İnsanın sahip olabileceği en yüksek duygu, hak ve adalet (hakkaniyet) duygusu olmalıdır. *

Ø

Yemek yapmak, çay yapmak, işlere doğrudan katılmak onlar pişerken bizim de pişmemize katkı sağlar. *

Ø

Seyircilerin, kendilerinin de oyuncu olma olasılığını düşünmeleri durumu etkin izlemedir. *

Ø

Ahlak nedir ki? Soğuk olunca evsizleri, yiyecek görünce açları, dost görünce kimsesizleri düşünerek bir şeyler yapma peşinde olmaktır. *

Ø

“Allah korkusu” ifadesiyle, en azından yaptığı yanlışlardan dolayı bir üzüntü ve endişe içine girme durumu kastediliyor olmalıdır. *

Ø

Ahlakı merkeze almayan bir hareketin geleceği olmaz. *

Ø

Siz dürüst iseniz huzurlu, dostlarınız dürüst ise mutlu olursunuz. *

Ø

Stres insan kaynaklıdır.

Ø

İnsan olmak, diğer insanları da insan olarak görmektir. İnsan olmak, yukarıdan ve aşağıdan bakmamaktır. *

Ø

İnsan olmak, insanca muamele görmektir. İnsan olmak, insanca yaşamak ve insanca ölmektir. *

Ø

İnsan olmak; düşünmektir, konuşmaktır, konuşabilmektir, soru sormaktır, sorgulayabilmektir. *

Ø

Hızına göre yol alırsın. *

Ø

Ders almak isteyenler için dört bir tarafımızda sayısız işaretler var. *

Ø

Sevgi, emek ve sabır ister. *

Ø

Doğru olduğuna inanıyorsan yap, utanmıyorsan dilediğini yap.

Ø

Empati kurmak, bencillik-çıkarcılıktan sıyrılıp başkasını anlamayı ve bir süreliğine de olsa farklı pencereden dünyaya bakmayı amaç edinir. *

Ø

Doğrular evrenseldir; ancak gerçekler bulunduğunuz konuma ve açıya göre değişkenlik gösterebilir. *

Ø

Kurtuluşun yolu, hak ve adalete bağlılıktan geçer. *

Ø

Komplekslerinden kurtulamayanlar özgürleşemezler. *

Ø

Karakter; yüzünde, ses tonunda, söz ve davranışlarında, hayatında oluşan sana özgü şekildir. *

Ø

Umutların gerçekleşmesi, ancak doğru ve disiplinli çalışmamıza bağlıdır. *

Ø

Tek ideolojisi (düşüncesi) kişisel basit çıkarları (ye-iç-eğlen) olan biri, kaynakları istismar etmeye ve sömürmeye öylesine açıktır ki! *

Ø

Bazı tekrarlar insanı bunaltıyor. *

Ø

Düşünce ve inanç özgürlüğü, insanca yaşamanın ön koşuludur. *

Ø

Doğru işler gördükçe bu dünyada hayat var, yanlış işler gördükçe bu dünyada hayat yok demeye başlıyorsunuz. *

Ø

Kuran ayının diğer ayları kuşatması açlık günleri orucun diğer aylarda da kimsesizlere sahip çıkma bilincini getirmesi umuduyla iyi bayramlar *

Ø

Günün sözü, zamanın sözü, zamanın sorunlarına çözüm arayan, çözüm getiren sözdür.

Ø

Kişi ne iş yaparsa yapsın öncelikle akıllı ve ahlaklı olmalı; her işte doğru kararlar almalı ve dürüstçe davranmalı… *

Ø

“Gün gelir, altını çizdiklerinizin üstünü, üstünü çizdiklerinizin altını çizmek durumunda kalabilirsiniz.” *

Ø

Yanlışlarınızı mahkûm etmeden özgürleşemezsiniz. *

Ø

Doğru olmak akıllı olmaktan, akıllı olmaktan doğru olmaktan geçiyor. Kişi doğru ve akıllı olunca, her işte ve davranışta doğru ve akıllı davranınca “güvenilir” ve “dürüst” olarak tanımlanıyor. *

Ø

KUR’AN’DAN VECİZ İFADELER

Dostunun aleyhine (4/135), düşmanının lehine bile olsa (5/8) dürüst ve adil ol!

Ø

Ø Her haberin gerçekleşeceği bir zaman vardır=Her şey olacağına varır. 6/67

Ø

Ø Örtülerine bürünenler(kepenkleri çekenler – çevrelerine duvarlar örenler) gerçekleri göremezler. 11/5; 71/7

Ø

Ø Kesin bilmediğin şeyi izleme. 17/36

Ø

Ø Kötü tuzak, sadece sahibine dolanır. 35/43

Ø

Ø Dürüstleri aldatanlar, aldanırlar; ama farkına da varmazlar. 2/9

Ø

Ø Başkalarının göstermesiyle yürüyenler, bir gün karanlıklar içinde çakılıp kalmaya mahkumdurlar. 2/17-20

Ø

Ø Anlamayanların, suskunların ve göremeyenlerin gerçeklere dönmelerini beklemek nafiledir. 2/18

Ø

Ø Batağa batanlar, ışığa tahammül edemezler; kendi gayretleriyle değil, dürtmelerle yürürler. 2/20

Ø

Ø Bozguncular da, eşkıyalar da, meslekleri zarar vermek olduğu halde düzelttiklerini düşünürler. 2/11-12

Ø

Ø Yalan söyleyenlerin içlerinde hastalık vardır. 2/10

Ø

Ø İdeal bir öğreti, iyilikseverlerin aleyhinde olamaz. 9/91

Ø

Ø Kişiyi sözlerinden çok davranışları ve duyguları tanıtır. Bu da özveride bulunduklarıyla ölçülür. 2/203-208

* Turgut ÇİFTÇİ

 

14 Aralık 2012
  • Mayıs 14, 2013 --- 13:52

    memleketim manzarasi” Zamanti Irmagi” resmi ve güzel vecizeler..kutluyorum

  • Yazar: Turgut Çiftçi
    Habere Oy Ver:
    * * * * *
  • Yazdır
  • Bu Haberi Paylasmak Istemezmisin
  • Hak ve Adalet Adalet Joy Turk Dinle