hak ve adalet
ÖRNEK DUALAR

ÖRNEK DUALAR

Dünya insanlarının en ortak eylemidir dua. Çeşitli yollarla ve sözcükleri kullanarak dua ederiz. Kur’an’da ideal dua örnekleri buluruz.

Kur’an’da dua sözleri içeren 200 civarında ayet vardır. Meselâ, Fâtiha Sûresi, önce Allah’ı veciz bir şekilde niteleyen, sonra da tevhid ilkesini özümsemiş bir kul olarak insanlığın en çok muhtaç olduğu hidâyeti [doğru yola ulaşmayı] samimiyetle dileyen eşsiz üsluptaki ifadesiyle müslümanların en çok okudukları dua metnidir. Fâtiha’dan sonra en çok okunan dua ise, yine bir Kur’an âyeti olan, Ey Rabbimiz! Bize dünyada da güzellik ver, âhirette de güzellik ver; bizi cehennem azabından koru! (Bakara/201) mealindeki ifadedir.

“RABB” İSMİ İLE DUA

Kur’ân’da, Yüce Allah’ın yapılacak dualarda “Rabb” sıfatının kullanılmasını emrettiği görülür. Bütün peygamberler buna uygun davranmış ve dualarını daima Allah’ın “Rabb” sıfatına yöneltmişlerdir.

Rabb, “terbiye edip eğiten, yarattıklarını belirli bir programa uygun olarak birtakım hedeflere götüren, gelişmeyi programlayıp yöneten” demektir. Allah’ın “rabb” sıfatı, O’nun her şey üzerindeki “belirleyiciliği” anlamına gelir. Bu belirleyicilik, bir şeyin ilk var oluşundan varlık âlemindeki son noktasına kadar devam eden mutlak bir durumdur. Hiçbir varlık O’nun belirlediği programın dışına çıkamaz. Bu sebeple “rabb”, Esma-i Hüsna’daki anlamların hepsini kapsayan bir sıfattır.

Kur’ân’da tam 903 kez yer alan “rabb” sıfatı, Allah’ın Kendisi hakkında en çok kullandığı sıfatıdır. Kur’ân’da bu sıfat kullanılarak yapılan duaların bazı örnekleri şunlardır:

“Yarattığı şeylerin şerrinden ve çöktüğü zaman karanlığın şerrinden ve düğümlere tükürüp üfleyenlerin şerrinden ve kıskandığı zaman kıskananın şerrinden felâkın rabbine sığınırım” de! (Felâk/1-5)

“Cinn ve insten, insanların akıllarında, sinsice kötülük fısıldayan hannasın kötü fısıltılarının şerrinden, insanların ilâhına, insanların hükümdarına ve insanların rabbine sığınırım” de! (Nas/1-6)

İşte hakk olan, biricik hükümdar olan Allah ne yücedir! Onun vahyi sana tamamlanmadan evvel, okumayı acele etme ve “Rabbim, bana bilgiyi artır!” de. (Tâ-Hâ/114)

Ve de ki: “Rabbim! Onların beni küçükten terbiye ettikleri gibi, onlara rahmet et!” (İsrâ/24)

Ve de ki: “Rabbim! Beni bolluk olan bir yere indir/bana bolca ikramda bulun. Sen, indirenlerin/ikramda bulunanların en iyisisin.” (Mü’minûn/29)

Ve de ki: “Rabbim! Bağışla ve merhamet et! Ve Sen merhametlilerin en hayırlısısın.” (Mü’minun/118)


PEYGAMBER DUALARINDAN ÖRNEKLER:

ÂDEM

(Onlar/her ikisi,) “Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik ve eğer bizi bağışlamazsan ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak zarara uğrayacaklardan oluruz!” dediler. (A‘râf/23)

NÛH

O [Nûh], “Ey Rabbim! Ben hakkında bilgim olmayan bir şeyi istemiş olmaktan dolayı Sana sığınırım. Ve eğer Sen beni bağışlamazsan, bana merhamet etmezsen ben hüsrana uğrayanlardan olurum” dedi. (Hûd/47)

O [Nûh], “Rabbim! Şüphesiz ben kavmimi gece-gündüz davet ettim. Fakat benim çağırmam, onların sadece kaçmalarını artırdı” dedi. (Nûh/5-6)

Rabbim! Benim için, anam-babam için, mü’min olarak evime giren kişiler için ve mü’min erkekler ve mü’min kadınlar için mağfiret et! Zâlimlere de sadece yok oluşu arttır. (Nûh/28)

İBRÂHÎM

Ve hani bir zaman İbrâhîm, “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl! Beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut! Rabbim! Şüphesiz onlar [putlar] insanlardan bir çoğunu saptırdılar. Şimdi kim bana uyarsa, artık o, şüphesiz bendendir; kim bana karşı gelirse… Artık Sen şüphesiz çok bağışlayan ve çok merhamet edensin. Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bir bölümünü salâtı ikâme etmeleri için, Senin dokunulmazlaşmış Ev’inin yanında, ekinsiz bir vâdiye yerleştirdim. Rabbimiz! Artık Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir. Ve onları bazı meyvelerden rızklandır. Umulur ki şükrederler [karşılığını öderler]. Rabbimiz! Şüphesiz Sen bizim gizlediğimiz şeyleri ve açığa vurduğumuz şeyleri bilirsin. –Ve yerde ve gökte, hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.– İhtiyarlık hâlimde bana İsmâîl’i ve İshâk’ı lütfeden Allah’a hamd olsun. Şüphesiz ki Rabbim duamı çok iyi işitir. Rabbim! Beni salâtı ikâme eden kıl! Soyumdan da. Rabbimiz! Duamı da kabul et! Rabbimiz! Hesabın kurulduğu günde benim, anam-babam için ve mü’minler için mağfirette bulun!” demişti. (İbrâhîm/35-41)

Ve o [İbrâhîm], “Kuşkunuz ben Rabbime gideceğim, O, bana yol gösterecek. Rabbim! Bana sâlihlerden birini lütfet” demişti. (Sâffât/99-100)

Bir zamanlar İbrâhîm de, “Ey Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!” demişti. (Allah,) “İnanmadın mı ki?” dedi [buyurdu]. (İbrâhîm,) “İnandım, fakat kalbim iyice yatışsın diye” dedi. (Allah) buyurdu ki: “Öyle ise kuşlardan dördünü tut da onları kendine alıştır. Sonra her dağın üzerine onlardan bir parça kıl [bırak]. Sonra da onları çağır, koşa koşa sana gelecekler. Ve bil ki, Allah gerçekten çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Bakara/260)

Ve hani Rabbi İbrâhîm’i, birtakım kelimeler ile belalandırmış [sınamış], o, onları tam olarak yerine getirince (Rabbi o’na,) “Ben seni insanlara imam [önder] yapacağım.” demişti. O da; “Zürriyetimden de ( yap!)” dedi. (Rabbi o’na,) “Benim ahdim zâlimlere nail olmaz!” dedi. Ve Biz bir zaman bu Beyt’i, insanlar için bir sevap kazanma ve bir güven yeri kılmıştık. Siz de İbrâhîm’in makamından kendinize bir namazgâh edinin. Ve Biz İbrâhîm ile İsmâîl’e, “Beytimi, hem tavaf edenler için, hem ibadete kapananlar için, hem de secde edişin hanifleri [Allah'a boyun eğmeyi sağlayan hanifler] için tertemiz tutun” diye ahit almıştık. Ve bir zaman İbrâhîm, “Rabbim! Burasını güvenli bir belde kıl, halkını; onlardan Allah’a ve son güne inananları meyvelerle rızklandır” demişti. O [Allah] dedi ki: “Küfreden kimseyi dahi çok az kazançlandırırım, sonra da onu ateşin azabına sürüklerim. Ve ne kötü varılacak yerdir!” Ve hani İbrâhîm, Beyt’ten temelleri yükseltirler: Rabbimiz! Bizden kabul buyur, şüphesiz Sen en iyi işitenin, en iyi bilenin ta kendisisin. Rabbimiz! Bizim ikimizi Senin için teslim olanlar kıl. Soyumuzdan da senin için teslim olan bir ümmet kıl [getir]. Ve bize kulluk yöntemlerini göster, tevbemizi de kabul et. Şüphesiz Sen tevbeleri çokça kabul edenin ve çok merhametli olanın ta kendisisin. Rabbimiz! Bir de onlara içlerinden bir peygamber gönder ki, onlara Senin âyetlerini okusun, onlara kitabı ve hikmeti [zulüm ve fesadı engellemek için konulmuş kanun, düstur ve ilkeleri] öğretsin, onları arındırsın. Hiç şüphesiz azîz Sensin, hikmet sahibi [zulüm ve fesada engel olacak yasaları koyan] Sensin.” Ve İbrâhîm’in milletinden, kendini bilmezden başka kim yüz çevirir? Ve Biz o’nu dünyada seçkin birisi yaptık. Hiç şüphesiz o, âhirette de iyilerden biridir. Rabbi o’na, “İslâm ol!” dediği zaman o [İbrâhîm], “Ben âlemlerin Rabbi için İslâm oldum” dedi. (Bakara/124-131)


YÛSUF

Rabbim! Sen bana mülk verdin ve bana ehadisin [olacakların/sözlerin] te’vîlinden öğrettin. Gökleri ve yeri yoktan var eden! Sen, benim velîm Sensin, benim canımı müslüman olarak al ve beni dünya ve âhirette sâlihler arasına kat! (Yûsuf/101)

MÛSÂ

Ne zaman ki, Mûsâ, tayin ettiğimiz vakitte geldi ve Rabbi o’na konuştu. (Mûsâ,) “Ey Rabbim! Göster bana Kendini de bakayım Sana!” dedi. (Rabbi o’na) dedi ki: “Beni sen asla göremezsin, velâkin şu dağa bak, eğer o yerinde durabilirse, sen de Beni göreceksin.” Daha sonra Rabbi dağa tecelli edince onu paramparça ediverdi, Mûsâ da baygın olarak yere yığıldı. Ayılıp kendine gelince de, “Seni tenzih ederim, Sana döndüm [tevbe ettim] ve ben inananların ilkiyim” dedi. (A‘râf/143)

O [Mûsâ], “Rabbim! Şüphesiz kendime zulmettim. Artık beni bağışla!” dedi de O [Allah], o’nu bağışladı. Şüphesiz O, çok bağışlayıcının, çok merhamet edicinin ta kendisidir. O [Mûsâ], “Rabbim! Bana nimet olarak verdiğin şeylere andolsun ki, artık hiçbir zaman suçlulara arka olmayacağım” dedi. (Kasas/16-17)

(Mûsâ) dedi ki: “Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla! Bizi rahmetinin içine al. Ve Sen merhametlilerin en merhametlisisin.” (A‘râf/151)


DÂVÛD

Ve Dâvûd, Bizim kendisini arı-duru [has] hâle getirdiğimize kesin kanaat getirdi ve anladı. Hemen Rabbinden (zulmeden kişi için) bağışlanma diledi, rükû ederek yere kapandı ve döndü. (Sâd/24)

SÜLEYMÂN

Andolsun ki Biz Süleymân’ı da fitneye düşürmüştük [çeşitli badirelerden geçirerek saflaştırmıştık, olgunlaştırmıştık]. Ve tahtının üzerine bir ceset bırakmıştık. Sonra o, döndü, “Ey Rabbim! Beni koru [maddî ve manevî pislik bulaştırma] ve bana, benden sonra hiç kimseye yaraşmayan bir mülk ihsan et! Şüphesiz ki Sen, bol bol ihsan edensin” dedi. (Sâd/34-35)


ZEKERİYYÂ

Bir zamanlar o, Rabbine gizli olarak seslenmişti. Dedi ki: “Rabbim! Şüphesiz benim kemiğim zayıflayıp gevşedi ve başım ağarmış saçıyla alev gibi tutuştu. Sana dua etmekle de Rabbim, bedbaht olmadım. Ve gerçekten ben, arkamdan, mevalimden [yakınlarımdan, amcaoğullarımdan] endişedeyim, karım da kısırdır. Onun için katından bana, bana da mirasçı olacak, Ya‘kûb ailesine de mirasçı olacak bir velî [yakın, yardımcı] bağışla. Rabbim, o’nu Sen rızanı kazanan biri kıl!” (Meryem/3-6)

Orada Zekeriyyâ, Rabbine yakardı: “Rabbim! Bana katından temiz bir nesil ver. Şüphesiz Sen, duayı en iyi işitensin” dedi. (Âl-i İmrân/38)


ÎSÂ

Meryemoğlu Îsâ; “Allahım, Rabbimiz, bizim üzerimize, bizim için, öncekilerimiz ve sonrakilerimiz için bir bayram ve Senden bir âyet olarak gökten bir sofra indir. Ve bizi rızklandır. Ve sen rızklandıranların en hayırlısısın!” dedi. (Mâide/114)


MUHAMMED

Ve de ki: “Rabbim! Şeytânların kışkırtmalarından Sana sığınırım!” (Mü’minûn/97)

Ve de ki: “Rabbim! Bağışla ve merhamet et! Ve Sen merhametlilerin en hayırlısısın.” (Mü’minun/118)


MÜ’MİNLERİN YAPTIKLARI DUA ÖRNEKLERİ:

O kişiler ki, ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde tefekkür ederler: “Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, Sen noksanlıklardan münezzehsin. Artık bizi ateşin azabından koru! Rabbimiz! Şüphesiz Sen kimi ateşe girdirisen artık onu kesinlikle rezil etmişsindir. Zâlimler için hiç yardımcılardan da yoktur. Rabbimiz! Şüphesiz ki biz, “Rabbinize inanın!” diye çağıran bir nidacıyı duyduk ve hemen inandık. Rabbimiz! Artık bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve bizi ebrâr[iyiler/yardımseverler] ile birlikte vefat ettir. Rabbimiz! Ve bize, elçilerin üzerine vaat ettiğin şeyleri ver, kıyâmet günü bizi rezil etme. Şüphesiz Sen verdiğin sözden dönmezsin.” (Âl-i İmrân/191-194)

Sonra da ibadetlerinizi bitirdiğinizde yine Allah’ı anın, tıpkı babalarınızı andığınız gibi. Hatta daha kuvvetli bir anışla anın. İnsanlardan bazısı, “Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver!” diyen kimselerdir. Ve onun için âhirette bir nasip yoktur. Yine onlardan, “Rabbimiz! Bize dünyada bir güzellik ve âhirette de bir güzellik ver ve bizi ateşin azabından koru!” diyenler vardır. (Bakara/200-201)

O kişiler ki, “Rabbimiz! Biz inandık, iman getirdik, artık bizim suçlarımızı bağışla ve bizi ateş azabından koru!” derler. (Âl-i İmrân/17)

Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez. Herkesin kazandığı kendi yararına ve kendi yaptığı zararınadır. Ey Rabbimiz! Eğer unuttuk ya da yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme! Ey Rabbimiz! Bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği yükü de yükleme! Ve bağışla bizi, mağfiret et bizi, rahmet et bize! Sen bizim Mevlâmızsın. Ve de kâfir kavimlere karşı yardım et bize. (Bakara/286)


FİRAVUN’UN KARISININ DUASI:

Allah, inananlara da Firavun’un karısını örnek gösterdi. Bir zaman o demişti ki: “Rabbim! Bana nezdinde cennetin içinde bir ev yap, beni Firavun’dan ve onun işinden kurtar. Ve beni şu zâlimler toplumundan kurtar!” (Tahrîm/11)

Kur’ân’da Allah’ın “rabb” sıfatının geçtiği daha birçok dua örneği mevcuttur. Bu dualardan biri de mü’minlerin cennette, suçluların ise cehennemde “Rabbim!” diyerek ettikleri duadır. İblis’in aynı hitapla başlayan duaları da yine Kur’ân’da yer alan dualar arasındadır:

(İblis,) “Rabbim! O hâlde tekrar diriltilecekleri güne kadar beni bakıt [beni karşında tut/mühlet ver]” dedi. (Sâd/79)

O [İblis], “Rabbim! Öyle ise onların yeniden dirilecekleri güne kadar beni karşında tut [bana mühlet ver]” dedi. (Hicr/36)

Allah’a, Esma-i Hüsna’sındaki özel isimleri ile dua etmek de mümkündür. Meselâ bir kişi;

  • Hasta ise, “Yâ Şâfi” [ey şifa veren]!
  • Geçim sıkıntısı çekiyorsa, “Yâ Rezzâk” [rızk ihsan edici, tekrar tekrar, bol bol rızk veren]!
  • Günahlarının bağışlanmasını istiyorsa, “Yâ Gaffâr” [günahları tekrar tekrar, çokça bağışlayan]!
  • Tevbe ediyorsa, “Yâ Tevvâb [tevbeleri çokça kabul eden, çok tevbe fırsatı veren]!”
  • Ayıplarının örtülmesini istiyorsa, “Yâ Settâra’l-Uyub” [ayıpları örten]!
  • Nimet ihsanı istiyorsa, “Yâ Vehhâb” [karşılıksız veren, sonu gelmeyen bağışların sahibi] şeklinde de dua edebilir. Allah’a bu isimleriyle dua etmek uygun bir davranıştır.

Kur’ân’da dua mahiyetinde olan âyetlerin siyâkına dikkat edildiğinde görülür ki, o dua sahipleri daima içinde bulundukları koşul ve ortama göre niyazda bulunmuşlardır. O hâlde müslümanlar da bunu örnek alarak kendi şart ve ortamlarına göre niyazda bulunmalıdırlar. Başka bir ifade ile müslümanlar, ısmarlama, basmakalıp, bir çoğu uydurma, yalan-yanlış şablon dualar [Ramazan Duası, Kenzü'l-Arş Duası, İsm-i A‘zam Duası, Hacet Duası, Karınca Duası, Bereket Duası, İstihare Duası, Nazar Duası, ağrı-sancı duaları] yerine, kendi dil ve üsluplarıyla özel durumlarını dile getirdikleri, duygu ve düşüncelerini seslendirdikleri dualar etmelidirler.

Kur’ân’da dua mahiyetinde 200 civarında âyet vardır. Bazı Sûre ve âyetler örnek dua mahiyetindir. Dua konusu hadislerde de önemli bir yer tutar. Dua ile ilgili birçok hadis kitapları oluşturulmuştur. Ayrıca “Me’sur Dualar” adıyla birçok örnek belirlenmiş, bunların çoğu da kitaplaşmıştır. Burada şunu bir kez daha vurgulayalım: Dua; okunmaz, edilir/yapılır; yani bilinçli olarak Allah’a yakarılır.

Yukarıda bir kısmını arzettiğimiz yüzlerce âyetten dua örnekleri alabiliriz: Fâtiha Sûresi, A‘râf/23, 47, 89, 126, 143, 151, 155; Furgân/65, 74; Tâ-Hâ 25-35, 114; Şu‘arâ/83, 169; Neml/19; Kasas/16, 21; İsrâ/24, 80; Yûnus 85; Hûd/47, Yûsuf/01; Sâffât/100; Mü’min/7-9; Duhân/12; Ahkâf/15; Nûh/26-28; İbrâhîm/35-41; Enbiyâ/83, 87, 89; Mü’minûn/26, 29, 93-94, 97-98, 109, 118; Ankebût/30; Bakara/126-129, 201, 285-286; Âl-i İmrân/8-9, 16, 38, 53, 147, 191-194; Haşr/10; Tahrim/8; Mâide/114; Mümtehine/4-5. (Hakkı YILMAZ)

http://www.tebyinulkuran.com/index.php?page=salatvenamaz#OrnekDualar

 

 

12 Haziran 2011

Yazar: Turgut Çiftçi
Habere Oy Ver:
         
  • Yazdır
  • Bu Haberi Paylasmak Istemezmisin
  • Hak ve Adalet Adalet Joy Turk Dinle